PETROLÜN GERÇEK DEVİ RUSYA
23 Kasım 2009 Yazan Serkan ŞAHİN
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi
Yorumlar Kapalı
Petrol piyasasında finansal analiz yaparken temel analiz kullanan yatırımcılar için en önemli verilerden birisi, petrol piyasasında etki yapması muhtemel ülkelerin verdikleri iç ve dış tepkilerdir. Bu tepkiler, petrol piyasasında hâkim ülkelerin finansal, politik ya da sosyal etkileşimlerinin petrol fiyatları üzerinde dolaylı ya da doğrudan etki yaptığı görüşünün temel alınması ile önem kazanmaktadır. Diğer taraftan, temel analizin amacı da budur aslında. Bu amaca yardımcı olabilmesi açısından petrol piyasasında hâkim ülkelerin neden ve nasıl hakimiyet kurmuş olduklarını incelemekte fayda olacağını düşünerek, bu yazıyı bu eksende devam ettirelim. Ancak bunu devam ettirirken ABD dışında bence ABD’den de önde gelen enerji alanının “süper gücü” Rusya’yı dairemizin merkesine alacağız.
Şu an için petrol piyasasında söz sahibi olma konusunda kamuoyu tarafından tartışmasız olarak en ön sırada kabul edilen ABD’yi petrol sektöründe ciddi şekilde söz sahibi bir ülke olarak kabul etmek bir hata sayılmaz, ancak ABD’yi bu konuda tek ve mutlak hakim görmek, analiz yaparken ciddi yanılmalara yol açabilir. Rusya hem çarlık döneminde, hem Sovyetler döneminde, hem de günümüzdeki Rusya döneminde petrolün endüstriyel kullanımının başladığı günden beri bir şekilde bu sektörde durum belirleyici bir etken oldu. Rusya, petrolün endüstriyel olarak kullanılmaya başlandığı 19. Yüzyıl başlarından beri hakimiyeti alltında bulunan topraklardaki üretimin ve civarında üretim miktarıyla önemli olan ülkeler üzerindeki politik etkisinin yardımıyla, bu piyasada fiyatı ve rekabet koşullarını belirleyen bir ülke durumunda oldu. 1920 Bakü İşçi Ayaklanması’nın başlattığı uluslararası petrol şirketlerinin milliyetçilikten darbe alışıyla başlayan ve Yedi Kızkardeşler birliğinin kurulmasına kadar giden sürecin şimdiki petrol sektörünü şekillendirmesini örnek gösterebileceğimiz, tarihi gerçeklerin kaynağı yine Rusya idi. Buna ek olarak yine Çarlık Rusya’nın yıkılmasıyla başlayan ve Meksika ve İran’da devam eden “yeraltı kaynaklarının devletleştirilmesi” hareketleriyle sarsılan petrol şirketlerinin, bu piyasayı kontrol etmek amacıyla dikkatini piyasa rekabetinden, yönetimlerin hakimiyetine yöneltmesinin de yine başlangıcı Rus toprakları. Avrupa’ya yakın olan dev bir kaynak olması nedeniyle Avrupa’ya petrolü stratejik kaynak olarak kullanarak, elindeki kaynak çokluğu ile ABD ve İngiltere’nin Hindistan ve Çin piyasalarında karlılıklarını düşürmelerine sebebiyet vermek amacıyla petrolün bir “siyasi ve stratejik silah” olarak kullanılmasının ilk adımları da yine Ruslar’dan gelmekte. Bütün bunlara ek olarak çok geniş bir alana yayılmış olması sayesinde, önemli kara ve deniz geçiş yollarına sahip olduğu için petrolün üretim ve satışının yanı sıra taşınması konusunda da bunu düşmanlarına ve rakiplerine tehdit ve ekonomik baskı imkanı olarak kullanarak, petrolün her aşamada önemli bir emtiya olduğunu vurgulayan ve bunu hala ciddi bir stratejik destek olarak kullanan yine Rusya.
Bu noktalara bakıldığında Rusya’nın ABD’den daha etkin bir enerji politikası olduğunu düşünmek yanıltıcı olmaz. ABD’nin genellikle silah ve istihbarat kullanarak içinde bulunduğu enerji savaşında aslında Rusya’nın tarihi, jeopolitik ve sosyal durumunun ABD’ye karşı ciddi bir üstünlük sağladığı, petrolün önemli miktarda bulunduğu coğrafi bölgelerde ABD’den daha etkili bir siyaset izlediğini iddia etmek aslında çok zor değil. Bu üstünlüğün ekonomik ve teknik üstünlük karşısında biraz olsun bocaladığı bir gerçek olsa da “enerji tabanlı” dış politika konusunda Rusya’nın ABD’ye ezelden beri ezici bir üstünlüğü olduğu daha güçlü bir gerçek ve bu gerçek günümüzde tekrar kendisini iyice hissettiriyor. Rusya’nın hem Türkiye hem de İtalya ile girmiş olduğu yakın dış ilişkiler Avrupa Birliği’ni, Azerbaycan ve İran ile girmiş olduğu yakın ilişkiler ABD’yi, Pakistan ve Çin ile yapmış olduğu enerji yatırım ortaklıkları Hindistan ve Japonya’yı çok ciddi şekilde tehdit ediyor. OPEC’in aldığı kararlar öncesi Rusya dış ilişkilerinin stratejilerini dikkate aldığı, Rusya kaynaklarını hesaba kattığı ve hatta Rusya’dan gelen resmi açıklamalara önem verdiğini düşününce Rusya’nın asıl gücü ortaya çıkabilir.
Amerikan hegamonyasında ortaya çıkan kapitalizm ve territoryalizm sisteminin hem frenleyicisi hem de gizli uygulayıcısı Rusya’nın Amerikan hegamonya sisteminin karşısında en güçlü ve belki de bir sonraki hegamonya sisteminin belirleyicisi olduğu gerçeğini dikkate almak, şu an için yapılan “petrol” temelli stratejik çalışmaların anlaşılmasında, yatırım analizlerinde ve sektörün geleceği hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya yardımcı olacaktır. Rusya dış politikasını takip etmek ve bu ülkenin yaptığı hamleleri analiz etmenin, kısa ve orta vadede yatırım yapacaklar için hayati önemde olduğunu vurgulamak isterim.
Petrol Forex Analiz
21 Ekim 2009 Yazan Serkan ŞAHİN
Kategori Günlük Forex Analizleri
Yorumlar Kapalı

Dünkü makalemde analiz ettiğim gibi petrolün 75.00 dolar seviyesini aşması sonrası oluşturduğu yukarı yönlü seyir psikolojik etkilerle 80.00 dolar seviyesini göremedi ve tekrar 77.50-78.00 dolar seviyelerine geriledi. İçinde bulunduğu kısa vadeli trendin paralel göstergelerinde önemli değer olan 78.00 dolar civarı seviyelerin 1 dolar daha aşağı inmesi durumunda fibo 76.4 seviyesine denk gelen 76.45 dolar seviyesinin denenmesi, bu değerin de altına inilmesi durumunda da tekrar 75.00 dolar altına inerek son birkaç haftada sergilediği 65.00 -75.00 dolar arası dalgalanmanın yerine doların değer kaybı kaynaklı bir şekilde 70.00-75.00 dolar bandında hareket edeceğini öngörmekteyim. Her ne kadar moving average 14 ve 21 grafikleri yukarı yönlü işaret verse de momentum (14) bize bu hareketin çok güçlü olmadığı şeklinde bir sinyal veriyor. Zaten işin psikolojik etkileriyle beraber 75.00 dolar seviyesi üstünde çok uzun zamanlı bir seyir beklemek gerçekçi olmaz. Yatırımcıların 77.50 seviyesinin test edilmesini beklemesini, bu destek noktasının aşağısına inilmesi durumunda 70.00-75.00 dolar bandı içinde pozisyon almasını uygun görüyorum. Doları etkileyecek “ABD İstihdam Talepleri” ya da “ABD Ev Satışları” gibi ekonomik verilerin de takip edilmesi yatırımcı için bu günlerde faydalı olacaktır.
Serkan Şahin
Petrol Mühendisi
PETROL MUTFAĞINDA NELER OLUYOR?
20 Ekim 2009 Yazan Serkan ŞAHİN
Kategori Forex Gündemi
Yorumlar Kapalı
Daha önceki yazılarımda petrolün temel analizi konusunda yatırımcılara yardımcı olabilecek konuları değerlendirmeye çalıştım. Bu konuların uygulamasını yapmanın çok ciddi faydalar getireceği günlerin içinde olduğumuzu düşünüyorum. Bu yazımı da bir makale ile bir analizin karışımı şeklinde oluşturmak istedim. Petrolde fiyat analizi konusunda yardımcı olacak konuların incelenmesine yardımcı olacak konulara ileriki yazılarımda devam edeceğim ancak bu zaman diliminin kritikliği konusunda fikirlerimi şu an paylaşmayı daha uygun buldum.
Petrolde geçerli bir fiyat bandı bulma çabası içerisinde kendime sorduğum bir soru var: “Bu gidişin ivmesi mi önemlidir, yönü mü?” Belki ilk başta amacı belirsiz bir soru gibi görünen bu soruyu cevaplama dürtümün nedeni kendimce savunduğum “petrol fiyatının her zaman spekülatif yöntemlerle belirlendiği” tezi. Bu tezimi dayandırdığım temel düşüncelerimi önceki yazılarımda irdelemeye çalıştım. Şimdi bu irdelediğim konularda haklı olduğumu görme fırsatı buldum. Ben bu yazıyı yazarken petrol baz fiyatı 79.00 dolar civarında. 65.00 – 75.00 dolar bandını makul bir bant olarak görmüş bir kişi olarak bu fiyat konusunda şaşırmıyorum. Bu fiyat artışını dolardaki düşüşle açıklamak şu an için gayet mantıklı. Uzmanların dolar için ortaya koyduğu “dolarda hala %20’lik düşüş marjı var” görüşünün bu fiyat artışını desteklemesi de muhtemel. Burada yuvarlak cümlelerle konuşma niyetinde değilim. Kış aylarının başlamasının etkisi üretim ve lojistik maliyetlerinde olumsuz etki yapacak yakın zamanda. Buna ek olarak Çin ve Hindistan’ın eski büyüme ve üretim hızlarına kavuşması da sürpriz olmayacak. Tüketimin artması normal bir beklenti kanımca ancak petrolün buradaki fiyat analizini arz/taleple sınırlamak ciddi bir yanlış olur. Dolardaki değer kaybının uzun vadeli olmayacağı kanaatinde olarak bu etkinin uzun sürmeyeceği öngörüsünü yapıyorum ancak yatırımcı psikolojik olarak bu beklenti ile petrol fiyatında bir süre daha yukarı yönlü harekete neden olur. 80.00 doların aşılması ise sektörde çok ciddi bir psikolojik etki ve tedirginlik yapar. Sektördeki şirketlerin yıl sonu hedeflerini tutturmaları konusunda üzerlerinde oluşan bu baskı, fiyat konusunda OPEC ve hükümetlere baskı yapmalarına neden olacak. Bu baskıların ardından ufak bir fiyat ayarlaması bekliyorum. Fiyatların 75.00 doların üstünde fazlaca seyredeceğini de düşünmüyorum. Üreticilerin, tüketici üzerinde küresel krizin bunalımının yavaş yavaş azaldığı bu günlerde böylesine bir fiyat baskısı oluşmasını istemeyecekleri kanaatindeyim. Teknik analiz göstergelerine baktığımda yukarı yönlü fiyat hareketinin desteklendiğini görüyorum ancak bu yazımda psikoloji ve matematik arasında kendimce bir çizgi çekmeyi uygun görüyorum. Şirketlerin ve hükümetlerin içinde bulunduğumuz zaman dilimindeki etkisi, özellikle petrol fiyatlarında, finansın ve makroekonominin etkilerini yönlendirecek.
Bu yazıyı şu an petrolde yaşanan ani fiyat artışının nedenini algılamak konusunda ufak bir yardımı olması ümidiyle yazdım. Bu konunun etkilerini daha önce de olduğu gibi zaman gösterecek. Bu yazıyı içinde bulunduğumuz zaman dilimiyle ilgili olarak ortaya sürmek istediğim son bir düşüncemle bitirmek istiyorum: “Küresel ekonomiyle ilgili yeni bir tarihi dönemin içerisindeyiz. Matematik ve strateji arasındaki savaşın yeni bir şekliyle karşı karşıyayız”
Serkan ŞAHİN
Petrol Mühendisi
PETROLDE TEMEL ANALİZ
30 Eylül 2009 Yazan Serkan ŞAHİN
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi
Yorumlar Kapalı
Forex piyasalarında işlem yapanlar arasında orantılarsak teknik analizin temel analize göre daha çok kullanıldığını görebiliriz. Teknik analizin dayandığı matematiksel hesaplamalar kısa vadeli işlemler sırasında hayati derecede önemli bilgiler vermekte ancak işlemlerini orta ve uzun vadeli dönemlerde planlamaya çalışanlar için temel analizin gerekliliği yadsınamayacak boyutta. Petrol ya da doğalgaz kağıtlarıyla işlem yapmak isteyenler içinse ister kısa vadede ister orta veya uzun vadede olsun, temel analizin öneminin teknik analiz kadar olduğunu söyleyebiliriz. Petrol ve doğalgaz işlemlerindeki temel analiz sırasında gözönünde bulundurulması gereken faktörler de parite işlemleri sırasında dikkat edilen faktörlerden farklı ve daha geniş boyutlu bir yelpazede incelenmek durumunda. Bu durum petrol başta olmak üzere enerji ile ilgili finansal işlemlerin doğasıyla birebir alakalı. Bu yazıda petrol üzerinde konuşarak temel analiz kavramını incelemeye çalışalım.
Dünya sanayisi ve ekonomisinin petrol ile tanıştığı günden itibaren, dünyadaki hemen hemen her küresel konu bu emtianın etkisinden öyle ya da böyle etkienmiştir. 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl ortasına kadar dünyanın gelişen durumuna ve potansiyeline paralel ilerleyen ve kendini bir şekilde bu duruma uydurmaya çalışan petrol sektörü, 2. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle beraber kendisini tüm dünyanın siyaset, ekonomi, hudut ve hatta din konularındaki çekişme ve sürtüşmelerin lokomotifi olarak buldu. Burada bu öncü güç olarak öne geçişin tesadüfi ya da zorla olduğu gibi bir anlam vermek istemeyiz ancak sektörün kendisi bile durumun bu derece geniş bir ağ ile örüleceği öngörüsünü yapamamıştı. OPEC’in kurulumuna kadar özel sektörün denetimindeki petrol sektörü, OPEC ile beraber devletler ve uluslararası şirketler arasında meydana gelen bir savaşa dönüştü. Bu savaşın etkileri yüzyılın son yarısındaki her olayda, dünyanın her bölgesinde en acı şekilde hissedildi. “Kuzey’in gelişmiş ülkelerindeki zenginliği Güney’in gelişmemiş ülkelerine aktarmak” niyetindeki (Yergin, 729) OPEC ‘in sonradan eline geçen para karşısındaki sarhoşluğu ve bunun sonunda yine “Kuzey”e vergi verir duruma düşmesi trajikomedisinde zarar gören üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan hakların ortaya çıkan nefreti, günümüzde “Küresel Terör”ün en büyük bahanesi durumuna geldi. Etkileri bu derece günlük yaşımımızda hissedilen petrolün temel analizinde tarihin tozlu sayfalarında zorla bırakılan bazı gerçeklerden ziyade devletlerin uzun dönemli planları, stratejileri, savaşlar, ekonomik hareketlilikler, altın ve gümüş gibi emtiaların durumu ve hatta iklimsel ve jeolojik olayları hesaba katmak gerçek bir zorunluluk. Daha sonra ayrıntısını vermeyi planladığım bir örnekle duruma ufak bir bakış açısı kazandırma çabasına girelim; Son zamanlarda sıkça duyulan “küresel ısınma” ile ortaya çıkan bazı iklim olaylarının petrole ve ekonomiye etkisini gözden kaçırmak hiç doğru olmaz. Kuzey Kutbu’ndaki buzulların çekilmesinin petrol faaliyetlerine ve taşımacılığına yaptığı olumlu etkiyle beraber bölgedeki bilinen rezervlerin üretiminin arttırılması, araştırma yapılmamış bölgelerde ise jeofizik araştırmaların hız kazanması sonucu krizin en yoğun olduğu zamanlarda petrol az da olsa rahat nefes alıp makul seviyeleri bulabildi. Ayrıca Kuzey Kutbu’nda ortaya çıkan bu taşıma kolaylığı sayesinde Norveç ve Rusya’nın kuzey kaynaklarından Çin’e petrol sevkiyatında maliyetleri düşürebilmiş olmasının Çin gibi “zorunlu” bir şekilde günümüz ekonomisinin devi olmuş ülkedeki üretimin kriz sırasındaki yıpranmasını telafi etmesinde azımsanmayacak katkısı oldu. Bu etki doğrudan petrol talebini ve fiyatını etkilediği için de petrol fiyatlarının hızlı bir şekilde 30 dolarlardan 70 dolarlara tırmanmasında ciddi bir etken. Bu durumu gözönünde bulundurmadan orta ve uzun vadeli bir fiyat tahmini yapmak gerçekten zor.
Küresel ısınmanın tehdit olarak ortaya sürülmesi ve bu konuyla ilgili olarak başlatılan alternatif enerji kaynakları ile ilgili teknik araştırmaların da yine petrol şirketleri ve aktörleri tarafından ortaya çıkarılan fikirler olduğunu söyleyen bazı teoriler de var. Hatta bu konuyu kullanarak nükleer, hidroelektrik gibi çevre etkisi tartışılan enerji üretim tiplerine karşı yürütülen lobi çalışmalarının da doğrudan petrol şirketleri tarafından finanse edildiğini söyleyenler de var. Kendi içinde kendine bu kadar muhalefet başka bir sektörün olduğunu sanmıyorum. Bu kendi içindeki karışık ilişki ağı bize petrolün spekülasyonu konusunda tedirgin edici gelebilir. Bu spekülasyondan karlı çıkmak mümkün. Bunun için temel analizin bazı temel kurallarını atlamamak lazım. Bunları; “Petrol sektöründe bazı şirket ve kurumlar asla kaybetmez.”, “Petrol söz konusu olunca dünya her zaman küreseldir” ve “Petrolün olmazsa olmazı dolardır” şeklinde sıralayabiliriz. Bunlara eklemeler yapmak mümkün ancak bu temel konular gözardı edildiğinde analizin başarısı sapmalarla sonuçlanabilir. Bunlara ek olarak da bu temel kuralları orta ve uzun vadeli analiz çalışmalarında yapmak daha iyi sonuçlar verecektir.
Petrolün temel analizi konusu burada yazamayacağımız kadar karışık, hiçbir şekilde özetleyemeyeceğimiz kadar köklü ve hayretlere düşürecek kadar basit temeller üzerine kurulu. Bu analiz konularını algılamak, doğru şekilde analiz etmek ve teknik analizle birleştirmek için sabırlı olmalı, tarihle barışık yaşamalı ve algıları ciddi şekilde açık tutmalıyız. Bunun dışında yapılacak her türlü analiz çalışması ve bu analizle yapılacak işlem kumar oynamaktan öteye gidemez.
Serkan ŞAHİN
Petrol Mühendisi
PETROL KARMAŞASININ KAPISINI BİRAZ ARALAYALIM
24 Eylül 2009 Yazan Serkan ŞAHİN
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi
Yorumlar Kapalı
Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji piyasalarında yatırım yapmak ya da emtia olarak FOREX’te işlemde bulunmak göreceli daha riskli olsa da daha heyecan verici ve sonuçlarının kestirilmesi bakımından daha meydan okuyucu. Bu piyasayı bu kadar zor yapan ise sayısız faktöre bağlı olması ve inanılmaz sayıda varyasyonla sonuçlanması. Bu sayısız faktörün ve varyasyonun anlaşılması için piyasa analizine ek olarak ciddi bir uluslararası politika bilgisine, teknik gelişmelerin takip edilmesi gerekliliğine, makroekonominin temellerinin iyi anlaşılmasına da ihtiyaç duyulmaktadır. Bütün bunlara ek olarak çok ileri düzeyde bu piyasayı inceleyen kişilerin pariteler arası hareketlere, global enerji stratejilerine, devletlerarası ilişkilerin orta ve uzun vadedeki gidişatlarına, hatta geniş petrol üretim ve rafinaj bölgelerindeki iklimsel ve jeolojik bilgilere dikkat ettiklerini biliyoruz. Bütün bunların yanında şunu söylemek de mümkün; petrol o kadar çok spekülasyona açık ki bunların hiçbirisini analiz etmeye gerek yok.
Petrolün endüstriyel kullanımının başlamasından bu yana petrol ve doğalgaz hem ciddi birer yatırım aracı hem de makroekonomik veriler üzerinde belirleyici emtialar oldular. Bu gücün getirisi olarak da ülkelerin orta ve uzun vadeli politika ve stratejilerini etkileyen faktörlerin en önemlileri de yine bu emtialar oldu. Enerjinin olmadığı bir yerde medeni bir yaşamdan, ekonomik gelişmeden ve hatta modern anlamda ülkenin varlığından bile söz edilemezdi. Enerji konusu bu kadar ciddiyken de bunu başkasının eline ve kontrolüne bırakmak hiçbir ülkenin işine gelmedi. Öyle ki ülkelerin şahıslarla bu konuda anlaşma sağladıklarını tarih kitaplarından takip etmek çok da olağandışı değil. Hollanda Krallığı’nın Royal Dutch şirketine sağladığı imtiyazlar ya da Standard Oil’in ABD ekonomisine yaptığı etki ve hatta bu etkinin şimdiki durumu sır değil. Durum böyle olunca da sadece devletleri değil kişileri, aileleri, uluslararası kuruluşları, hükümetler üstü yapıları da bu sektörün aktörleri olarak görebilmek bize yardımcı olabilir. Bu yoğun ve iç içe geçmiş trafik karışık görünse de basit bir yapının üzerine kurulu. Biraz önce bahsetmiş olduğumuz faktörel ve varyasyonel çokluğun yanında çelişki gibi duran bu basitlik enerjinin ve temel olarak da petrolün hayati bir özelliği ile alakalı: “Dolar ile alınıp, dolar ile satılması.” Bu durum ABD’nin ekonomik üstünlüğü ile alakalı görünse de tamamiyle global finansal sistemle alakalı ve bu tüm sistem için hayati önemde. Kısaca petrol-dolar olarak adlandırılan bu konunun anlaşılması 1929 Büyük Ekonomik Bunalımı’na kadar giden makroekonomik kuralların baştan yazıldığı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra IMF’nin kurulmasıyla tamamlanan süreçte gizli. Bu süreçte oluşan global petrol endüstrisinin oluşumuyla paralellik gösteren bu finansal yapılanma İkinci Dünya Savaşı sonrası daha da belirlenen paylaşımla da birleşince ABD hegemonyası tamamlanmış oldu. Şu anda petrol endüstrisindeki egemen güçler, ilk endüstriyel kuyunun açıldığı 1859′da başlayan ve 1907′de Royal Dutch Shell’in birleşik grup olarak ortaya çıkmasıyla biten ilk dönemdekilerle neredeyse tamamen aynı. Bu süreç dışında sektöre giren belki de tek önemli aktör OPEC, ki OPEC konusu da apayrı incelenmesi gereken bir konu. Bu yapıdaki aktörlerin bu denli eski, organize ve köklü oluşu yeni aktörlere kapıyı kapatırken, eskiler için de taşınması daha zor yükler getiriyor. Marcus Samuel’in Sumatra’da, Knox D’Arcy’nin İran’da yaşadığı zorluklarla kıyaslayınca zorluk yokmuş gibi görünse de günümüz küresel piyasası o zamana göre daha kontrolsüz ve daha kestirilmez olmamasına karşın daha büyük bir çöküşe yol açabilir. Bu seviyede büyük bir sektörün son 1,5 yılda yaşadığı beklenilmez fiyat artış ve düşüşleri, peşinden gelen krizin açıklanmasında en güzel sebep olduğu tezi bu teoriyle desteklenebilir. Bazı ekonomistlere göre bu global kriz zaten bekleniyordu. Kimisine göre Enron’la başlayan teknoloji balonuydu sebep, kimine göreyse ABD’nin mortgage balonu ancak hiçbirisi petrol fiyatlarının bu krizle gösterdiği oranda büyük bir paralellik göstermiyor. Bu paralellik tam tersi bir şekilde petrol fiyatlarını sebep değil de sonuç olarak göstererek de açıklamak mümkün ancak bu durumda da düzelmenin kronolojik sırasına bakmak bize yardımcı olabilir. Ekonomik kriz hala etkisini devam ettirirken petrolün olası fiyatı olan 70 dolar seviyesine gelmiş olması, sebep-sonuç ilişkisinde hangisinin sebep hangisinin sonuç olduğunu bize gösterebilir. Petrol fiyatı sonuçsa, sebepten önce oluşması mantıksız.
Petrol sektörünün kapısını bu kısacık aralayışımızda kendi içinde iç içe geçmiş bir yapının aslında anlaşılması konusundaki zorlukların sistemin karmaşasından değil de belli başlı birkaç aktör tarafından yönlendiriliyor olmasından kaynaklandığı konusunu biraz dolaylı yollardan anlatmak istedim. Petrolün ve enerji piyasalarının spekülasyona paritelerden daha fazla açık olmasının altında da bu neden yatıyor. Biraz araştırmayla global ısınmadan, nükleer enerji konusundaki anlaşmazlıklara; Gürcistan, Kıbrıs ya da Kırım konularından “Irak İşgali”ne kadar pek çok konunun aslında doğrudan enerji sektörüyle alakalı olduğunu ve bahsi geçen muhtemel aktörler tarafından yönlendirildiğini görebilmek zor olmaz. Bunların yanında petrol başta olmak üzere enerji konusuna eğilecek herkesin tarih kitaplarını kurcalamasını da şiddetle tavsiye ederim. Göreceksiniz ki petrol ve enerji modern dünyadaki herhangi bir konunun öyle ya da böyle içerisinde ve bu gittikçe de derinleşiyor.
Serkan ŞAHİN
Petrol Mühendisi



