Türkiye’de Yaşanan Olaylar ve Olası Komplo Teorileri

Yorumlar kapalı

Türkiye’de Yaşanan Olaylar ve Olası Komplo Teorileri

Türkiye kimine göre bir demokrasi sınavından geçmekte kimine göre muhalifler susturulmakta kimine göre ise bir hukuk savaşı verilmekte. Bu görüşler her insanın bakış açısına göre değişmekte. Bekli de bugün yaşanan olayların gerçeklikleri bundan 20 – 30 yıl sonra gün yüzüne çıkacak. O yüzden siyasi ve politik olarak bu işin gerçekliğini insanların vicdanına ve tarihe bırakmak gerekir. Biz ise yaşanan bu olayların ekonomik yönünü inceleceğiz.

2009 yılı sonuna kadar hem ekonomik göstergeler hem de otoriteler yaşanan ekonomik krizden en az etkilenen ülkelerden bir tanesinin Türkiye olduğu söylemekteydiler. Peki ne oldu da iki ay içerisinde piyasalar bu kadar kötü şekilde geriledi. Bunun birkaç sebebini sayabiliriz.

İlk olarak üretim sektöründe var olan finansal yapılanma ve ihracat sıkıntıları, dünya da yaşanan finansal kriz Türkiye’yi aşırı derecede etkilemedi. Çünkü ülkemiz buna benzer bir krizi 2001 yıllında yaşadı ve bundan çok ağır bir fatura ödedi. Sonrasında gerekli yasal ve kurumsal düzenlemeleri yaptığı için bu krize finansal açıdan oldukça sağlam girdi. Lakin bu krizden en çok etkilenen ülkeler (başta Avrupa ülkeleri) bizim en fazla ihracat yaptığımız ülkelerdi. Bu ülkelerde yaşanan talep daralması bizim fabrikalarımıza ve işçilerimize direk olarak yansıdı. Bu da firmaların finans yapılarını bozmaya başladı. Buna paralel olarak da işsizlik arttı.

İkinci olarak; hükümet birkaç yıldan bu yana IMF ve kredi kozunu çok iyi kullanmaktaydı. Ne zaman işler kötü gitse IMF geldi geliyor denilerek piyasaların nabzı düşürülüyordu. Ancak bu söylem piyasalarda haddinden fazla fiyatlandığı için son zamanlarda piyasalar yeni doneler aramaktaydı. Bu donelerin en önemlilerinden bir tanesi de kredi değerlendirme kuruluşlarıydı. 2009 sonlarında önce Moody’s, sonra da Fitch Türkiye’nin notlarını arttırdı. Son olarak da geçtiğimiz günlerde not konusunda cimri olarak tabir edilen Standard and Poor’s Türkiye’nin kredi notunu yükseltti. Bu beklentiler de gerçekleşince Türkiye’nin uluslar arası anlamda elinde sadece IMF kozu kalmış oldu.

Türkiye piyasalarını yakından etkileyen son ve en önemli olay ise yaşanan politik gelişmeler. Önce Ergenekon davası, sonrasında yargı ile hükümeti karşı karşıya getiren dava krizi ve bu hafta yaşanan Balyoz operasyonu çerçevesinde Askeri kanatta başlayan sıkıntı… Tüm bunlar ekonomik açıdan son derece tedirginlik yaratmakta. Eğer bu tedirginlik tırmanmaya devam ederse piyasalarda risk artacak, buna bağlı olarak da piyasalardan sıcak para çıkışı yaşanır. Uluslararası yatırımcılar Türkiye’de son zamanlarda yaşananları tedirgin edici olarak yorumlarken, bir çok uluslararası fon da nakde geçmeye başladı. Eğer sağduyuyla yaklaşıp bu sorunlar çözülür ise bu nakitler tekrardan piyasaya girecektir. Devam ederse şuan beklemede olan fonların ülkeden çıkışları hızlanabilir. Bu da ülke ekonomimizi negatif anlamda diğer ülkelerden ayrıştıracaktır.

tl

Son birkaç hafta içerisinde USD/TL paritesi 1.45 seviyelerinden 1.55 seviyelerine kadar yükseldi. Şu an içinde bulunduğu uptrendin üst kanalında bulunmakta ve 1.5550 seviyelerinde oldukça güçlü bir direnç var. Eğer bu direnç kırılacak olur ise parite önce 1.57 seviyeleri görülecek, bu da kırılacak olur ise 1.60 seviyeleri test edilebilir. Son bir haftadır aralıksız yükselen parite de bu seviyelerden bir düzeltme hareketi beklemekteyim. Bu düzeltme eğer %50’lik olur ise 1.5350 seviyeleri görülecektir; %61.8 kadar olur ise 1.5280 desteği test edilecektir. Kısa vade içinde bulunulan trendin aşağı yönlü kırılmasını beklememekteyim. Bu yüzden 1.5280 desteği oldukça güçlü. Kırılması durumunda ise 1.50 ve 1.4780 desteleri karşımıza çıkmakta.

Mustafa KEYSAN

Finansal Analist

mustafakeysan@forexportal.gen.tr

www.forexportal.gen.tr

Türkiye, 2026 yılında dünyanın 13. büyük ekonomisi olacak

16 Şubat 2010 Yazan Hülya KAYIKÇI  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Günlük Forex Analizleri

Yorumlar kapalı

Türkiye'nin dünya ekonomisinden aldığı pay yıllar itibariyle
yükselmeye devam edecek. 1985'de dünya Gayri Safi Yurtiçi Hasıla
(GSYH) sıralamasında 17. olan Türkiye, bu yıl 16. sıraya çıkacak.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 1985 yılında Türkiye'nin
dünya GSYH'sinden aldığı pay yüzde 1,03 iken, bu payın 2010 yılında
yüzde 1,35'e yükseleceği tahmin ediliyor.

Bu yıl ABD'nin dünya GSYH'sinden aldığı payın yüzde 19,60, Çin'in
yüzde 12,73 ve Japonya'nın ise yüzde 6,04 olacağı öngörülüyor.

Dünya ekonomisinin yükselen yıldızlarından Hindistan'ın yüzde 5,1 ile
4., Almanya'nın yüzde 3,96 ile 5., Rusya'nın yüzde 3,35 ile 6.,
İngiltere'nin yüzde 3,03 ile 7., Fransa'nın yüzde 2,92 ile 8.,
Brezilya'nın yüzde 2,89 ile 9. ve İtalya'nın ise yüzde 2,46 ile 10.
sırada yer alacağı tahmin ediliyor..

2017'DE ÇİN ABD'Yİ GEÇECEK
Küresel finansal krize rağmen ekonomisindeki büyümeyi sürdüren Çin'in
2017'de ABD'yi geride bırakarak, ilk sıraya yerleşeceği öngörülüyor.
2017'de Çin'in dünya ekonomisindeki payının yüzde 17,49'a çıkacağı,
ABD'nin payının ise yüzde 17,26'ya gerileceği tahmin ediliyor.

Söz konusu yıl Hindistan'ın payının ise yüzde 6,18 olacağı
hesaplanıyor.

ÖNÜMÜZDEKİ 15 YILDA DENGELER DEĞİŞECEK
IMF verilerine göre, 2010-2014 beklenen eğiliminin 2026 yılına kadar
devamı halinde, dünya ekonomisine yön veren ülkelerin GSYH
sıralamasının değişeceği düşünülüyor.

2026 yılında Çin'in dünya GSYH'sinden aldığı payın yüzde 23,61 olacağı
ve 2017 yılında ulaştığı ilk sıradaki yerini koruyacağı tahmin
ediliyor.

Halen dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin 2026'da dünya
ekonomisinden aldığı payın yüzde 14,24, Hindistan'ın yüzde 7,58,
Japonya'nın yüzde 3,69, Rusya'nın yüzde 3,66, Brezilya'nın yüzde 2,59,
İngiltere'nin yüzde 2,39, Meksika'nın yüzde 2,16, Fransa'nın yüzde
2,11, Almanya'nın da yüzde 2,05 olacağı öngörülüyor.

TÜRKİYE 2026'DA DÜNYANIN 13. BÜYÜK EKONOMİSİ OLACAK
Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan Türkiye'nin ise 2026'da GSYH
sıralamasında 13. sıraya yükseleceği tahmin ediliyor..

Söz konusu yılda Türkiye'nin dünya GSYH'sinden aldığı yüzde 1,45 payla
İtalya, İspanya, Kanada gibi ekonomisi güçlü ülkelerin önüne geçmesi
bekleniyor..

1985-2026 DÜNYA GSYH SIRALAMASI
IMF verileri baz alınarak yapılan projeksiyon çerçevesinde 2026 yılı
sıralamasına göre dünya ekonomisinde 2010 yılına göre ilk 31 ülkenin
1985, 2005, 2010, 2014 GSYH'nın dünya GSYH içindeki payları (yüzde
olarak) ve AA muhabirinin 2010-2014 eğilimine göre yaptığı
hesaplamayla 2023 ve 2026 yıllarındaki tahmini oranları şöyle:

   1985 2005   2010 2014 2023 2026
1 Çin 2,896 9,466   12,725 15,447 21,572 23,613
2 ABD 22,956 22,126   19,598 18,259 15,246 14,242
3 Hindistan 2,477 4,194   5,093 5,714 7,111 7,577
4 Japonya 8,494 6,898   6,044 5,455 4,130 3,688
5 Rusya n/a 3,024   3,352 3,428 3,599 3,656
6 Brezilya 3,288 2,823   2,889 2,814 2,645 2,589
7 İngiltere 3,791 3,438   3,030 2,869 2,507 2,386
8 Meksika 2,574 2,307   2,198 2,189 2,169 2,162
9 Fransa 4,067 3,328   2,921 2,719 2,265 2,113
10 Almanya 5,640 4,477   3,958 3,481 2,408 2,050
11 G. Kore 0,969 1,830   1,855 1,895 1,985 2,015
12 Endonezya 0,949 1,256   1,363 1,444 1,626 1,687
13 Türkiye 1,028 1,331   1,350 1,374 1,428 1,446
14 Kanada 2,186 2,015   1,832 1,735 1,517 1,444
15 İspanya 2,040 2,109   1,904 1,730 1,339 1,208
16 İtalya 3,870 2,908   2,464 2,134 1,392 1,144
17 Tayvan 0,582 1,055   1,065 1,067 1,072 1,073
18 Polonya 0,983 0,923   0,964 0,983 1,026 1,040
19 Tayland 0,464 0,793   0,825 0,861 0,942 0,969
20 Avustralya 1,181 1,198   1,137 1,086 0,971 0,933
21 S. Arabistan 0,863 0,875   0,884 0,882 0,878 0,876
22 Mısır 0,510 0,594   0,666 0,714 0,822 0,858
23 Pakistan 0,474 0,606   0,649 0,688 0,776 0,805
24 G. Afrika 0,850 0,709   0,718 0,718 0,718 0,718
25 İran 1,174 1,130   1,205 1,154 0,793 0,663
26 Nijerya 0,402 0,436   0,489 0,523 0,600 0,625
27 Arjantin 0,858 0,747   0,822 0,767 0,643 0,602
28 Hollanda 1,123 1,018   0,936 0,850 0,656 0,592
29 Ukrayna n/a 0,468   0,475 0,502 0,563 0,583
30 Kolombiya 0,522 0,553   0,580 0,579 0,577 0,576
31 Belçika 0,710 0,599   0,534 0,496 0,411

FOREX HAKKINDA KANUNİ DÜZENLEME

Yorumlar kapalı

Uzun zamandan bu yana Forex piyasalarında beklenen açıklama nihayet yapıldı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, Price Waterhouse Coopers Business School’un ev sahipliğinde bu yıl  8. kez gerçekleştirilen ve “Kriz sonrasına hazırlanırken işletmelerin yol  haritası” konulu Çözüm Ortaklığı Platformu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Foreks piyasası tamamen  denetim dışı. Bugünlerde günlük hacim 3 milyar doları geçti. Binlerce insan  parasını kaybediyor. Bunu düzenleme görevi SPK’ya verildi. Tahmin ediyorum Ocak  ayının ilk 15′inde o düzenleme çıkar” dedi.

Yapılan bu açıklamadan anlaşılan,  bizimde uzun zamandan beri beklediğimiz düzenlemenin Ocak  2010 da çıkacak olması. Şimdi önemli olan bu düzenlemenin nasıl yapılacağı ve kimlere ne gibi sorumluluklar getireceği… Yapılan bu kısa ama anlamlı açıklamadan sonra forexle ilgilenen herkesin aklına şu sorular gelmekte;

Bu piyasa da yatırımcılar (traderlar) nasıl işlem yapacaklar? Herhangi bir yetki veya uzmanlık belgesi verilecek mi?

Türkiye de kimler broker şirketi veya uluslar arası bir broker şirketinin temsilcisi olabilecek?

Bu işin deneti ve yaptırımları ne olacak? … gibi onlarca soru sorulabilir. Sanırım bu soruların cevabını bir aya kadar alacağız.

Ancak SPK bu düzenlemeyi yaparken dikkat etmesi gereken bazı hususlar var, öncelikle yapılacak bu düzenleme ile birlikte forex piyasasından ekmek yiyen, düzgün çalışan ve kanunlara saygılı yatırımcı ve aracı kurumları korumalı. Bunun yanında art niyetli kişi ya da kurumlara karşı ciddi yaptırımlar uygulamalıdır.

Şuan Türkiye’de ki aracı kurumlar kanuni olarak yapılanmış değil.  Birçoğu danışmalık veya eğitim şirketi adı altında faaliyet göstermekte. Bu şirketlere belli bir süre verilmeli ve SPK’nın koyacağı kıstaslara uyması sağlanmalıdır.

Bunun yanında son zamanlarda oldukça yaygınlaşmaya başlayan serbest portföy yöneticiliği konusunda da bir takım düzenlemeler getirilmelidir. Birçok kişi kendisini finansal analist veya forex uzmanı (currency trader) olarak tanıtmakta ve kişilerin birikimlerini veya yatırımlarını yönetmeye talip olmakta. Buda başta bu işi profesyonel olarak yapan kişileri kirletmekte, forex piyasasını yanlış lanse etmektedir. Öncelikle şu unutulmamalıdır ki “para yönetimi” dünyanın en zor mesleklerinden bir tanesidir. Para piyasalarına giren her 100 kişiden en az 80 batmaktadır. Özellikle konu forex olunca, çok fazla teknik, temel bilgi ve tecrübeye ihtiyaç vardır. Tüm bunlardan dolayı SPK’nın yapması gereken bu tür fon yöneticiliği ve danışmanlığı yapmak isteyen kişileri belli bir takım kıstaslara tabi tutarak belgelendirmelidir. Bu şekilde bu piyasada yer alan kişiler daha rahat çalışma imkanı bulacak, devlette bu piyasanın en azından bir kısmını kontrol altına alabilecektir. Bu tür çalışmalar Kanada ve Amerika’da yapılmaktadır.

Önümüzdeki dönemde SPK ve diğer ilgili kurumlar yukarıda değinmeye çalıştığımız konuları ve burada değinemediğimiz bir konuyu düzenleme getirmesi gerekmektedir. Kanun koyucu ya da ilgili kurum bu düzenlemeleri yapar  iken ilgili kişi ya da kuruluşları da dinlemeli ve konuyu bir çok açıdan şeffaflaştırmalıdır.

NOT: Düzenlenmesi gereken diğer bir konu ise forex faaliyetlerinin vergilendirilmesidir. Bunu da diğer bir yazımızda ele alacağız.

Mustafa  KEYSAN

www.forexportal.gen.tr -   mustafakeysan@forexportal.gen.tr

Yatırımcıların Gözdesi Sarı Maden

07 Aralık 2009 Yazan Kudret AYYILDIR  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Kriz zamanlarının en iyi yatırım araçlarından biri olarak benimsenen altın; içinde bulunduğumuz dönem itibariyle de $1100-$1200 seviyeleri arasında hareket ediyor. Bu süreç altının 1250 dolar seviyelerini kırıp kıramayacağı ve sonrasındaki hareketlerin nasıl olacağı yönünde yapılan yorumlar ekonomi haberlerinin ön sıralarında yer alıyor. Altın fiyatlarında oluşan hareketler yerel ve profesyonel yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.

2009 yılında global piyasalarda yaşanan krizle birlikte Amerika’da yapılan reformların piyasaya etkisinin olmaması bununla birlikte dünyanın en değerli para birimi olan doların değer kaybetmesi, güvenilir bir yatırım aracı olan altına olan talebi artırdı ve Altın 2009 yılına damgasını vurdu. 2009 yılının başlarında onsun değeri 878 dolarken şuanda 1145 seviyelerinde olması yaşanan krizin etkisinden mi yoksa altının üzerinde oynanan oyunlardan mı kaynaklanıyor? 1227 dolar seviyesine kadar çıkan Altın’da Amerika’dan gelen verilerin piyasaya ters etki etmesiyle gelen satışlar artık bu seviyeden dönüş sinyallerinin olduğunun bir göstergesi midir? Güvenilir bir yatırım aracı olan altın yeni yılda yeni rekor seviyelerine mi çıkacak yoksa global krizin etkisinin azalmasıyla yeniden dip seviyelerine mi dönecek. Piyasa yapıcıları ve büyük yatırımcılar altını tekrar en iyi yatırım aracı olarak seçtiler ve doların da zayıf seyrinin devam edeceğinin açıklaması altında tarihi bir seviye olan 1227 dolar seviyesine çıkardı. 04 Aralık’ta açıklanan tarım dışı istihdamın beklenenden çok iyi gelmesi ve Amerika Merkez Bankasının faiz oranı artırabiliriz açıklaması piyasaya damgasını vurdu ve borsalara satış getirdi. Altın 1227 dolar rekor seviyesinden 1160 seviyesine, Eur/Usd paritesi ise 1,5070 seviyesinden ise 1,4825 seviyelerine kadar düştü. Cuma günü açıklamalardan sonra yaşanan hareketlilik Altında rekor seviyeleri test edildi ve geri dönüşler başladı sinyalini mi verdi yoksa bu sadece piyasadaki ani hareketlenmelerden mi kaynaklanmıştı? Şuan ki görüntü Altının bir miktar daha düşeceği, gerçek düşüşünse Amerika Merkez Bankasının yapacağı faiz oranı artırımından sonra olacağı da aşikâr. Ama önemli olan enflasyon endişesinin gün yüzüne çıkmaya başladığında altının değerleneceğinin farkına varılması. Çünkü altın para karşılığı yapılan en iyi yatırımı ifade ediyor.

Altın Teknik Analiz:

Amerika Başkanı Barrack Obama’nın başkanlığı sürecinde 5000 dolar’a ulaşacağı söylentiler arasında yer alan altını, kısa vadede teknik olarak incelemek gerekirse; Şuanda 1162 dolar seviyesinde olan altında 2 önemli kritik seviye var.

Birincisi alımların devam etmesi halinde 1250 dolar seviyesi ve bu seviyenin yukarı yönlü kırılması yeni rekor seviyelere imza atılacaktır. 1250 seviyesini yukarı yönlü kırması pariteyi 1300-1400 dolar seviyelerine kadar çıkaracaktır.

İkincisiyse 1100 dolar seviyesi ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılması pariteyi önce 1000 dolar seviyesine ve daha sonra önemli bir seviye olan 840 dolar seviyelerine kadar düşürecektir.

Altın fiyatlarındaki yükselişin nerede duracağı tahmin edilemiyor. ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını yükseltmesi durumunda fiyatların gevşeyeceğine dikkat çekiliyor.

gold

Kudret AYYILDIR

Finansal Analist

PETROLÜN GERÇEK DEVİ RUSYA

23 Kasım 2009 Yazan Serkan ŞAHİN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Petrol piyasasında finansal analiz yaparken temel analiz kullanan yatırımcılar için en önemli verilerden birisi, petrol piyasasında etki yapması muhtemel ülkelerin verdikleri iç ve dış tepkilerdir. Bu tepkiler, petrol piyasasında hâkim ülkelerin finansal, politik ya da sosyal etkileşimlerinin petrol fiyatları üzerinde dolaylı ya da doğrudan etki yaptığı görüşünün temel alınması ile önem kazanmaktadır. Diğer taraftan, temel analizin amacı da budur aslında. Bu amaca yardımcı olabilmesi açısından petrol piyasasında hâkim ülkelerin neden ve nasıl hakimiyet kurmuş olduklarını incelemekte fayda olacağını düşünerek, bu yazıyı bu eksende devam ettirelim. Ancak bunu devam ettirirken ABD dışında bence ABD’den de önde gelen enerji alanının “süper gücü” Rusya’yı dairemizin merkesine alacağız.

Şu an için petrol piyasasında söz sahibi olma konusunda kamuoyu tarafından tartışmasız olarak en ön  sırada kabul edilen ABD’yi petrol sektöründe ciddi şekilde söz sahibi bir ülke olarak kabul etmek bir hata sayılmaz, ancak ABD’yi bu konuda tek ve mutlak hakim görmek, analiz yaparken ciddi yanılmalara yol açabilir. Rusya hem çarlık döneminde, hem Sovyetler döneminde, hem de günümüzdeki Rusya döneminde petrolün endüstriyel kullanımının başladığı günden beri bir şekilde bu sektörde durum belirleyici bir etken oldu. Rusya, petrolün endüstriyel olarak kullanılmaya başlandığı 19. Yüzyıl başlarından beri hakimiyeti alltında bulunan topraklardaki üretimin ve civarında üretim miktarıyla önemli olan ülkeler üzerindeki politik etkisinin yardımıyla, bu piyasada fiyatı ve rekabet koşullarını belirleyen bir ülke durumunda oldu. 1920 Bakü İşçi Ayaklanması’nın başlattığı uluslararası petrol şirketlerinin milliyetçilikten darbe alışıyla başlayan ve Yedi Kızkardeşler birliğinin kurulmasına kadar giden sürecin şimdiki petrol sektörünü şekillendirmesini örnek gösterebileceğimiz, tarihi gerçeklerin kaynağı yine Rusya idi. Buna ek olarak yine Çarlık Rusya’nın yıkılmasıyla başlayan ve Meksika ve İran’da devam eden “yeraltı kaynaklarının devletleştirilmesi” hareketleriyle sarsılan petrol şirketlerinin, bu piyasayı kontrol etmek amacıyla dikkatini piyasa rekabetinden, yönetimlerin hakimiyetine yöneltmesinin de yine başlangıcı Rus toprakları. Avrupa’ya yakın olan dev bir kaynak olması nedeniyle Avrupa’ya petrolü stratejik kaynak olarak kullanarak, elindeki kaynak çokluğu ile ABD ve İngiltere’nin Hindistan ve Çin piyasalarında karlılıklarını düşürmelerine sebebiyet vermek amacıyla petrolün bir “siyasi ve stratejik silah” olarak kullanılmasının ilk adımları da yine Ruslar’dan gelmekte. Bütün bunlara ek olarak çok geniş bir alana yayılmış olması sayesinde, önemli kara ve deniz geçiş yollarına sahip olduğu için petrolün üretim ve satışının yanı sıra taşınması konusunda da bunu düşmanlarına ve rakiplerine tehdit ve ekonomik baskı imkanı olarak kullanarak, petrolün her aşamada önemli bir emtiya olduğunu vurgulayan ve bunu hala ciddi bir stratejik destek olarak kullanan yine Rusya.

Bu noktalara bakıldığında Rusya’nın ABD’den daha etkin bir enerji politikası olduğunu düşünmek yanıltıcı olmaz. ABD’nin genellikle silah ve istihbarat kullanarak içinde bulunduğu enerji savaşında aslında Rusya’nın tarihi, jeopolitik ve sosyal durumunun ABD’ye karşı ciddi bir üstünlük sağladığı, petrolün önemli miktarda bulunduğu coğrafi bölgelerde ABD’den daha etkili bir siyaset izlediğini iddia etmek aslında çok zor değil. Bu üstünlüğün ekonomik ve teknik üstünlük karşısında biraz olsun bocaladığı bir gerçek olsa da “enerji tabanlı” dış politika konusunda Rusya’nın ABD’ye ezelden beri ezici bir üstünlüğü olduğu daha güçlü bir gerçek ve bu gerçek günümüzde tekrar kendisini iyice hissettiriyor. Rusya’nın hem Türkiye hem de İtalya ile girmiş olduğu yakın dış ilişkiler Avrupa Birliği’ni, Azerbaycan ve İran ile girmiş olduğu yakın ilişkiler ABD’yi, Pakistan ve Çin ile yapmış olduğu enerji yatırım ortaklıkları Hindistan ve Japonya’yı çok ciddi şekilde tehdit ediyor. OPEC’in aldığı kararlar öncesi Rusya dış ilişkilerinin stratejilerini dikkate aldığı, Rusya kaynaklarını hesaba kattığı ve hatta Rusya’dan gelen resmi açıklamalara önem verdiğini düşününce Rusya’nın asıl gücü ortaya çıkabilir.

Amerikan hegamonyasında ortaya çıkan kapitalizm ve territoryalizm sisteminin hem frenleyicisi hem de gizli uygulayıcısı Rusya’nın Amerikan hegamonya sisteminin karşısında en güçlü ve belki de bir sonraki hegamonya sisteminin belirleyicisi olduğu gerçeğini dikkate almak, şu an için yapılan “petrol” temelli stratejik çalışmaların anlaşılmasında, yatırım analizlerinde ve sektörün geleceği hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya yardımcı olacaktır. Rusya dış politikasını takip etmek ve bu ülkenin yaptığı hamleleri analiz etmenin, kısa ve orta vadede yatırım yapacaklar için hayati önemde olduğunu vurgulamak  isterim.

Demark Trendline

16 Kasım 2009 Yazan Mustafa KEYSAN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

DEMARK TREND LİNES

Level  1  :  Referans mumunun sağından veya solundan 3’er mumdan büyük/küçük olması .

Level 2  : Referans mumunun sağından veya solundan 5’er mumdan büyük/küçük olması .

Level 3  : Referans mumlarının sağındakinden ve solundakinden 7’şer mum büyük/küçük olması.

Up Trend Özellikleri

1. Trend çizgisinin kırılmadan önceki mumu aşağı doğru olur , bir sonraki mum ise trend çizgisine        geçmesi  gerekli.

2. Kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı trend çizgisinin üzerinde olmalı ve bir önceki mumun kapanışından büyük olmalı ve kırılma yönünde hareket  etmeli.

3. Kırmayı yapan mumun bir önceki mumun kapanışı ve alma baskısı şimdiki mumun ( kırılma mumu ) aşağısında olmalı.

4. Kırılma mumu 2 önceki mumların kapanış fiyatlarının üstünde açılması gerekli ve kırılış mumunun trend çizgisi bir önceki mumun en üst noktasının üzerinde olması gerekli.

Alma Baskısı :  Kırılma olmadan önceki mumun aşağıya doğru büyük bir spayk atar.Bu spayk kırılışının gücünü gösterir ve kırılma ve alış için sinyal verir.

Down Trend Özellikleri

1. Trend , aşağı doğru kırılmadan önceki mum yukarı doğru olur ve bu mumdan sonra gelen mum aşağı doğru olup down trendi kırar ise.

2. Kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı trend çizgisinin altında olmalı ve bir önceki mumun kapanışından daha aşağı bir seviyede olmalı ve kırılma yönünde hareket etmeli.

3.Kırılma yapan mumun bir önceki mumun kapanışı ve satma baskısı kırılma yapan mumun üstünde olmalı.

4. Kırılma mumu 2 önceki mumların kapanış fiyatlarının altında açılması gerekli ve kırılış mumunun trend çizgisi bir önceki mumun en alt noktasının altında olması gerekli.

Satış Baskısı  : Kırılma olmadan önceki mum yukarıya doğru büyük bir spayk atar. Bu spayk kırılışın gücünü gösterir ve kırılma ve satış için sinyal verir.

*Yukarıda up trend ve down trend özelliklerinden bir tanesinin olması bile Demark’ın doğruluğunun kanıtıdır.Kırılma sinyalleri verir.

*Bu özellikler ve Demark trend lines hisse senetleri için olduğu kadar forex piyasalarından en çok görülen ve en önemli özellikler ilk özelliklerdir.

*Eğer yukarıda sayılan özelliklerden bir tanesi bile uymaz ise Demark işe yaramaz.

*Trend lines çizilirken 2 tane referans spaykı alınır. Bu spaykların her ikiside aynı yönde olmalı ( ya ikiside üst noktada yada dip noktada olmalı ) . Referans mumlarının sağındaki ve solundaki mumlar bunlardan daha kısa olmalı.

*Referans spayklarını alırken ilk olarak belirleyeceğimiz sağdaki olmalı. Yani sağdan sola doğru olmalı.

Risk Yönetimi

Uptrend kırılışlarında dikkat edilecek 3 önemli kural.

1. Eğer kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı ve ilerlemesi kırılma mumundan düşük ise işlem risklidir. Uygun yerde işlemden çıkın.

2. Kırılma mumundan sonra açılan mum , kırılma mumunun kapanışının altında açılır ve kırılma fiyat seviyesinin altında kapanırsa işlemden çıkın.

3. Kırılma mumundan sonraki mum , kırılış mumunun en üst seviyesini geçmez ise işlemden çıkın.

*Downtrend için dikkat edilecek kurallar up trend kurallarının tam tersi.

*Bu kurallar ve özellikler beklentilerin yönünde tahminlerdir.

***Kırılma olduktan sonra , kırılışın ne kadar süreceğini tahmin etmek için ; up trendlerde kırılma olmadan önceki en dip noktadan trendline kadar ne kadar var ise kırılma olduktan sonra yaklaşık olarak o kadar gider.Downtrendlerde ise kırılma olmadan önceki en tepe noktayla trend çizgisi kadar olan pip kadar kırılma olduktan sonra gider.

Mustafa KEYSAN

Finansal Analist

Forex Aracısı seçerken dikkat edilmesi gereken unsurlar

10 Ekim 2009 Yazan Kudret AYYILDIR  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Birçok önemli değişkenin olduğu forex brokerleri ile ilgili olarak yeni başlayan bir kişinin seçim yapması oldukça zordur ve bir o kadar da hayatidir.
Yeni başlayan birinin çoğu kez iyi bir aracı bulma şansı azdır. Aşağıdaki aşamaları dikkatle uygulayarak kendinize iyi bir broker (aracı) bulma şansına sahip olabilirsiniz:

İlk etapta seçim kriterlerinizi belirleyeceksiniz ve bunun için kendinize bazı sorular sormanız gerekecek. İkinci aşamada bu belirlediğiniz kriterlere uygun aracıları bulmak için aracılar arasında karşılaştırma yapacaksınız. Son olarak da belirlediğiniz aracılar için bir demo hesap açarak kendilerine sorular sorarak sizinle ilgilenme ve iletişim kurma becerilerini ve forex işlemleri yaparken platformların ve işlem kanallarının size uygunluğunu test edeceksiniz. Umarız bu sağladığımız imkân size faydalı olur.

Aşama 1: Araştırın ve Kendi Kriterlerinizi belirleyin.

Bu aşamada yapmanız gereken şey öncelikle ne gibi kriterlerin araştırılması gerektiğidir. Bunu yaparken öncelikle kendinize bazı sorular sormalısınız.
- Broker düzenleyici otoriteler tarafından kayıt altına alınmış mıdır? (Düzenleme otoritelerine örnek olarak: ABD için National Futures Association (NFA) veya Commodity Futures Trading Commission (CFTC); Broker İngiltere menşeli ise Financial Service Authority (FSA) örnek olarak verilebilir. )
- Broker dealing desk tipinde mi işlem yapmaktadır? sabit spread mı yoksa değişken spread mı uygulamaktadır? spread genişliği nedir?
- Broker ne kadar kaldıraç imkânı sunmaktadır. (Yüksek kaldıracın bir aldatmaca olduğunu ve öldürücü unsur olduğunu söylememize gerek yoktur umarız…)
- Ne kadarlık bir sermaye ile işlem yapacaksınız ve Broker’in bu kadarlık bir sermaye için sunduğu şartlar nelerdir.
- Hesap tipleri arasında faizsiz işlem yapılan tipler de var mıdır? Bu hesap tiplerinin şartları nelerdir ve sizin stratejilerinize uygun mudur?
- Broker kaliteli market araştırma araçları sunuyor mu? Haber ve her türlü bilgi kaynağına erişim seviyesi nedir?

Aşama 2: Brokerleri Karşılaştırın.

Forex Piyasasında işlem gören broker şirketler arasındaki özelliklerini karşılaştırabilirsiniz. Bu karşılaştırma sizin hangi broker şirketle çalışacağınıza da karar vermenize yardımcı olacaktır.

Aşama 3: Demo hesabı açın ve Broker’a sorular sorun.

En az iki broker seçerek demo hesap açıp bunları işlem yaparken de test edin ve aralarında seçim yapmaya çalışın. Test ederken piyasanın hızlı ve yavaş hareket ettiği dönemler için brokerlar arasındaki farka dikkat edin ve günün farklı saatlerindeki işlem yapma imkânlarını da karşılaştırın. Karşılaştığınız sorunlarda sizinle nasıl ilgilenildiğine dikkat edin.
Demo hesabın bir gerçek hesap olmadığını ve demo hesap ile gerçek hesap arasında bir farklılık olup olmadığını da son olarak test etmelisiniz. Gerçek hesap açma aşamasında emin olsanız da yine de küçük bir meblağ ile brokeri teste tabi tutmanızın sizin yararınıza olduğuna emin olabilirsiniz.

Bol kazançlar dileriz…

Kudret AYYILDIR

Finansal Analist

NEDİR BU EKONOMİK VERİLER

05 Ekim 2009 Yazan Gülnur DERİCİ  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Bilindiği üzere forex piyasasının kaynağı paradır. Para birimleri değer kazanmalı veya kaybetmeli ki forex piyasası canlılığını koruyabilsin. Para biriminin değerini ise ülkelerin açıkladığı ekonomik veriler belirler. Haftalık, aylık veya yıllık olarak açıklanan bu veriler arasında en önemlileri olarak faiz kararları, GSYİH, işsizlik oranı, tarım dışı istihdam, üretici ve tüketici fiyat endeksi verileri gelmektedir.

Önemli olan verilerin paranın değerini nasıl etkileyeceğini kısaca değerlendirelim;

  • Faiz Kararları  (MINIMUM BİD RATE)

Faiz kararları bulundukları ülkenin para politikalarını derinden etkilediğinden, parite üzerinde de etkisi büyük olur. Faiz kararında bir artış yaşanırsa para bundan olumlu etkilenir, düşürülmesi halinde ise para değer kaybeder.

  • Gayri Safi Yurtiçi Hasıla  (GROSS DOMESTİC PRODUCT – GDP)

GSYİH, bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeridir. Açıklanacak rakamların yüksek gelmesi para açısından olumlu olabilirken, düşük verilerde olumsuzluk yaratabilir.

  • İşsizlik Oranı  (UNEMPLOYMENT RATE)

Ülkenin işsiz oranının görüldüğü bir veridir. Bu veride açıklanan rakamlar yüksek olursa para bundan olumsuz etkilenebilir. Düşüş olması halinde ise bundan olumlu etkilenecektir. Yüksek işsizlik oranı faiz oranları üzerinde aşağıya doğru baskı yaratır.

  • Tarım Dışı İstihdam  (NON-FARM EMPLOYMENT CHANGE)

Tarım dışında ki istihdam oranlarının nasıl değiştiğini görebileceğimiz bu veride gelecek rakamla piyasalar oldukça fazla hareket yaşayabilir. Yüksek rakamların gelmesi para açısından olumlu olabilirken, düşük gelmesi halinde ise para olumsuz etkilenir.

  • Üretici Fiyat Endeksi  (PRODUCER PRICE INDEX – PPI)

Toptan satış fiyatlarındaki değişiklikleri ölçer ve emtia, endüstri ve üretim aşaması olarak ayrı ayrı incelenir. Yüksek değerlerdeki ÜFE daha yüksek bir tüketici fiyat enflasyonuna sebebiyet verecektir ve bu da kısa vadeli faiz oranlarındaki bir artışa sebebiyet verebilir. Belirgin bir enflasyon baskısı o para birimine olan güven üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.

  • Tüketici Fiyat Endeksi  (CONSUMER PRICE INDEX – CPI)

Tüketiciler tarafından satın alınan sabit bir ürün ve hizmet sepetinin ortalama değerini belirten bir veridir. Tüketici harcamaları ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmını oluşturur. Enflasyon uzun vadeli bir problem haline gelirse, para birimine olan güven gittikçe azalır ve para birimi değer kaybeder.

Bu verilerden başka ticaret dengesi, cari hesap, dayanıklı ürünler fiyat endeksi, tüketici güven endeksi gibi birçok veri bulunmaktadır. Bu makro ekonomik veriler uzun vadede gelecek trendleri tahmin edebilmek, kısa vadede ise döviz kurların da itici faktör olduğu için ciddi bir öneme sahiptir. Oyuncuların yapacakları analizlerde bu verilere dikkat etmesi bu açıdan önemlidir.

Gülnur DERİCİ

Finansal Analist

DÖVİZ VE EMTİA KORELASYONLARI

01 Ekim 2009 Yazan Seda SARIKAYA  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Forex piyasasında işlem yapanların analiz yöntemleri teknik ve temel analiz olmak üzere ikiye ayrılır.

Temel analiz yöntemlerini kullananlar, temel makro ekonomik ve siyasi gelişmelerin yanı sıra diğer finans piyasalarındaki gelişmeleri ve bu gelişmelerden döviz fiyatlarının nasıl etkilendiğini incelerler.

Teknik analiz yöntemlerini ise matematiksel yöntemlerle elde edilmiş göstergeler ve çizgisel çalışmalar oluşturur.

Bu makalenin konusu olan korelasyon katsayısı yöntemi ise, bir çeşit teknik analiz yöntemi olmakla birlikte temel analiz konularının bir kısmını daha iyi anlama imkanı verir. Döviz fiyatları; ülkelerin ticari ilişkilerinden, ekonomik durumlarından, basta altın ve petrol olmak üzere çeşitli emtia fiyatlarından ve diğer finansal piyasalardaki hareketlerden doğrudan etkilenmektedir. Bu makalede belli döviz çiftlerinin birbirleri ve altın fiyatları ile aralarındaki korelasyonu inceleyeceğiz. Öncesinde korelasyon katsayısının tanımını ve nasıl hesaplandığını anlatmakta fayda var.

Korelasyon katsayısı; iki değişkenden birinin değişmesi sonucunda diğerinin de değişip değişmediğini ve aralarındaki ilişkinin yönünü gösterir. Korelasyon katsayı değerleri +1 ile -1 arasında değişir. Katsayı değerinin +1’ e yakın olması değişkenler arasında pozitif ilişki ( biri artarken diğeri de artar ),  - 1’e yakın olması ise negatif ilişki ( biri artarken diğeri azalır ) olduğunu gösterir. Korelasyon katsayısının sıfıra yakın olması değişkenler arasındaki ilişkinin güçlü olmadığı anlamına gelir.

Örneğin altın ile Amerikan doları arasındaki korelasyon katsayısının belli bir zaman aralığında  – 0,90 olması, doların altındaki fiyat değişiminden %90 etkilendiğini, altının fiyatı arttığında doların fiyatının düştüğünü gösterir.

İki değişken arasındaki korelasyon katsayısı, seçilen zaman aralıklarına göre değişkenlik gösterir. Örneğin altın ile dolar arasındaki korelasyon aylık olarak hesaplandığında görece düşük çıkarken, 6 aylık veya bir yıllık veriler ile hesaplandığında oldukça yüksek çıkabilir.

Aynı şekilde seçilen iki farklı aylık veya yıllık zaman diliminde birbirinden farklı sonuçlar elde edilebilir. Bu nedenle korelasyon katsayılarının belli aralıklarla yeniden hesaplanması gerekir.

Hesaplama yöntemi oldukça basittir. Örneğin AUD/USD ile NZD/USD paritelerini değişkenlerimiz olarak ele alırsak; bu paritelerin geçmişe dönük günlük kapanış fiyatları listesini internetten elde ettikten sonra Microsoft excel sayfasında iki ayrı sütuna kopyalayıp “formüller” menüsünden korelasyonu kullanarak hesaplatabiliriz.

Aşağıdaki tabloda altın ( XAU/USD) ile beş farklı döviz paritesi arasındaki korelasyon katsayıları farklı zaman aralıkları için hesaplanmıştır.

XAU/USD AUD/USD NZD/USD USD/CHF USD/JPY USD/CAD
1 HAFTA

0,64

0,87

-0,45

-0,81

-0,49

1 AY

0,93

0,82

-0,79

-0,87

-0,55

3 AY

0,89

0,86

-0,86

-0,51

-0,70

6 AY

0,75

0,77

-0,85

-0,72

-0,76

1 YIL

0,58

0,34

-0,61

-0,12

-0,42

Tablo da altın ile Avustralya Doları/Dolar pariteleri arasındaki korelasyonun oldukça güçlü olduğu görülüyor. Bu altın fiyatının yükselmesi halinde AUD/USD fiyatının da yükseldiği anlamına gelir. Bu durum Avustralya’nın Çin, Güney Afrika ve Amerika’dan sonra dünyanın en büyük dördüncü altın üretici ülkesi olması ile açıklanabilir.

Altın fiyatlarının dönem dönem Amerikan Dolarının değeri ile ters orantılı olarak hareket ettiği görülür.  Gerek global ekonomideki gerekse Amerikan ekonomisindeki siyasi ve ekonomik gelişmelerin Amerikan Dolarının değerinde istikrarsızlık veya değer kaybına neden olduğu zamanlarda yatırımcıların daha güvenli buldukları altına yönelmeleri çok rastlanılan bir durumdur.

Bu nedenle Amerikan dolarının dominatör olduğu döviz pariteleri ile altın arasındaki korelasyon katsayıları genellikle negatif olur. Yani altın arttığında söz konusu paritelerin fiyatlarında düşüş görülebilir.

Avustralya’nın en fazla dış ticareti olan ülkelerin başında coğrafi yakınlığı nedeniyle Yeni Zelanda gelir. İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin oldukça sıkı olması nedeniyle, para birimleri arasındaki korelasyon da yüksektir.  Aşağıda yer alan tablo, AUD/USD ve NZD/USD pariteleri arasındaki korelasyon katsayılarını göstermektedir. Tabloda görüldüğü gibi iki parite arasındaki korelasyon % 90’lar seviyesindedir. Buna göre AUD/USD paritesinde artış/azalma olduğunda NZD/USD paritesi de mutlaka artmakta/azalmaktadır.  Ayrıca NZD/USD ile altın arasındaki ilişkiye bakıldığında kısa vadede ( 1 hafta- 3 ay ) korelasyon katsayısının % 80’ler civarında olması, Yeni Zelanda dolarının altın fiyatlarındaki değişimlerden de doğru orantılı olarak etkilendiğini gösterir.

ZAMAN
ARALIĞI

AUD/USD – NZD/USD
KORELASYON

1 HAFTA

0,76

1 AY

0,95

3 AY

0,96

6 AY

0,98

1 YIL

0,94

Korelasyon katsayıları yukarıdaki örneklerde olduğu gibi farklı döviz pariteleri ve farklı emtia fiyatları için de hesaplanabilir.

Özellikle döviz pariteleri arasındaki korelasyonları bilmek bize teknik analizlerimizde belli avantajlar sağlar.

Örneğin USD/CAD ve AUD/USD döviz çiftleri arasındaki korelasyonun seçilen belli bir zaman aralığı için  – 0,90 olması, bize bu iki paritedeki fiyatların seçilen zaman içinde çoğunlukla ters yönde hareket ettiğini gösterir. Bunu bilerek; paritelerin her ikisinde de alış veya her ikisinde de satış yönünde işlem girmekten kaçınabiliriz.

Korelasyon ilişkilerini bilmenin işlemlerimizde bize karımızı arttırma olanağı vermesi başka bir avantajdır. Örneğin AUD/USD paritesinin yükselmekte olduğunu ve seçilen zaman aralığında NZD/USD ile korelasyon katsayısının 0,95 olduğunu varsayalım. Diğer temel ve teknik analizlerimizi göz ardı etmeden NZD/USD paritesinde de yükseliş olacağını öngörürsek, aynı yönde işlem girerek karımızı katlama şansımız olur. Aynı zamanda AUD/USD paritesinde iki veya daha fazla lot ile çalışarak yüksek risk almak yerine her iki paritede birer lot alarak riskimizi paylaştırmış oluruz.

Sonuç olarak; döviz çiftlerinin ve diğer emtia piyasalarındaki varlıklar ile korelasyonlarını bilmek, portföylerinizin risk ve kazançlarını daha iyi yönetmenizde yardımcı olur.

Ancak unutulmamalıdır ki; korelasyon katsayıları bizim için önemli bir teknik gösterge olmakla birlikte, diğer tüm teknik göstergeler gibi bize öngörü oluşturmak için değil, temel analizlerimizden gelen öngörülerimizi onaylamak için kullanılmalıdır.

Aşağıda 2008-2009 yılı için, çeşitli döviz paritelerinin farklı zaman aralıklarında hesaplanmış korelasyon katsayıları verilmiştir.

1

2

Kaynak: www.dailyfx.com

Seda SARIKAYA

Finansal Analist

PETROLDE TEMEL ANALİZ

30 Eylül 2009 Yazan Serkan ŞAHİN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar kapalı

Forex piyasalarında işlem yapanlar arasında orantılarsak teknik analizin temel analize göre daha çok kullanıldığını görebiliriz. Teknik analizin dayandığı matematiksel hesaplamalar kısa vadeli işlemler sırasında hayati derecede önemli bilgiler vermekte ancak işlemlerini orta ve uzun vadeli dönemlerde planlamaya çalışanlar için temel analizin gerekliliği yadsınamayacak boyutta. Petrol ya da doğalgaz kağıtlarıyla işlem yapmak isteyenler içinse ister kısa vadede ister orta veya uzun vadede olsun, temel analizin öneminin teknik analiz kadar olduğunu söyleyebiliriz. Petrol ve doğalgaz işlemlerindeki temel analiz sırasında gözönünde bulundurulması gereken faktörler de parite işlemleri sırasında dikkat edilen faktörlerden farklı ve daha geniş boyutlu bir yelpazede incelenmek durumunda. Bu durum petrol başta olmak üzere enerji ile ilgili finansal işlemlerin doğasıyla birebir alakalı. Bu yazıda petrol üzerinde konuşarak temel analiz kavramını incelemeye çalışalım.

Dünya sanayisi ve ekonomisinin petrol ile tanıştığı günden itibaren, dünyadaki hemen hemen her küresel konu bu emtianın etkisinden öyle ya da böyle etkienmiştir. 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl ortasına kadar dünyanın gelişen durumuna ve potansiyeline paralel ilerleyen ve kendini bir şekilde bu duruma uydurmaya çalışan petrol sektörü, 2. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle beraber kendisini tüm dünyanın siyaset, ekonomi, hudut ve hatta din konularındaki çekişme ve sürtüşmelerin lokomotifi olarak buldu. Burada bu öncü güç olarak öne geçişin tesadüfi ya da zorla olduğu gibi bir anlam vermek istemeyiz ancak sektörün kendisi bile durumun bu derece geniş bir ağ ile örüleceği öngörüsünü yapamamıştı. OPEC’in kurulumuna kadar özel sektörün denetimindeki petrol sektörü, OPEC ile beraber devletler ve uluslararası şirketler arasında meydana gelen bir savaşa dönüştü. Bu savaşın etkileri yüzyılın son yarısındaki her olayda, dünyanın her bölgesinde en acı şekilde hissedildi. “Kuzey’in gelişmiş ülkelerindeki zenginliği Güney’in gelişmemiş ülkelerine aktarmak” niyetindeki (Yergin, 729) OPEC ‘in sonradan eline geçen para karşısındaki sarhoşluğu ve bunun sonunda yine “Kuzey”e vergi verir duruma düşmesi trajikomedisinde zarar gören üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan hakların ortaya çıkan nefreti, günümüzde “Küresel Terör”ün en büyük bahanesi durumuna geldi. Etkileri bu derece günlük yaşımımızda hissedilen petrolün temel analizinde tarihin tozlu sayfalarında zorla bırakılan bazı gerçeklerden ziyade devletlerin uzun dönemli planları, stratejileri, savaşlar, ekonomik hareketlilikler, altın ve gümüş gibi emtiaların durumu ve hatta iklimsel ve jeolojik olayları hesaba katmak gerçek bir zorunluluk. Daha sonra ayrıntısını vermeyi planladığım bir örnekle duruma ufak bir bakış açısı kazandırma çabasına girelim; Son zamanlarda sıkça duyulan “küresel ısınma” ile ortaya çıkan bazı iklim olaylarının petrole ve ekonomiye etkisini gözden kaçırmak hiç doğru olmaz. Kuzey Kutbu’ndaki buzulların çekilmesinin petrol faaliyetlerine ve taşımacılığına yaptığı olumlu etkiyle beraber bölgedeki bilinen rezervlerin üretiminin arttırılması, araştırma yapılmamış bölgelerde ise jeofizik araştırmaların hız kazanması sonucu krizin en yoğun olduğu zamanlarda petrol az da olsa rahat nefes alıp makul seviyeleri bulabildi. Ayrıca Kuzey Kutbu’nda ortaya çıkan bu taşıma kolaylığı sayesinde Norveç ve Rusya’nın kuzey kaynaklarından Çin’e petrol sevkiyatında maliyetleri düşürebilmiş olmasının Çin gibi “zorunlu” bir şekilde günümüz ekonomisinin devi olmuş ülkedeki üretimin kriz sırasındaki yıpranmasını telafi etmesinde azımsanmayacak katkısı oldu. Bu etki doğrudan petrol talebini ve fiyatını etkilediği için de petrol fiyatlarının hızlı bir şekilde 30 dolarlardan 70 dolarlara tırmanmasında ciddi bir etken. Bu durumu gözönünde bulundurmadan orta ve uzun vadeli bir fiyat tahmini yapmak gerçekten zor.

Küresel ısınmanın tehdit olarak ortaya sürülmesi ve bu konuyla ilgili olarak başlatılan alternatif enerji kaynakları ile ilgili teknik araştırmaların da yine petrol şirketleri ve aktörleri tarafından ortaya çıkarılan fikirler olduğunu söyleyen bazı teoriler de var. Hatta bu konuyu kullanarak nükleer, hidroelektrik gibi çevre etkisi tartışılan enerji üretim tiplerine karşı yürütülen lobi çalışmalarının da doğrudan petrol şirketleri tarafından finanse edildiğini söyleyenler de var. Kendi içinde kendine bu kadar muhalefet başka bir sektörün olduğunu sanmıyorum. Bu kendi içindeki karışık ilişki ağı bize petrolün spekülasyonu konusunda tedirgin edici gelebilir. Bu spekülasyondan karlı çıkmak mümkün. Bunun için temel analizin bazı temel kurallarını atlamamak lazım. Bunları; “Petrol sektöründe bazı şirket ve kurumlar asla kaybetmez.”, “Petrol söz konusu olunca dünya her zaman küreseldir” ve “Petrolün olmazsa olmazı dolardır” şeklinde sıralayabiliriz. Bunlara eklemeler yapmak mümkün ancak bu temel konular gözardı edildiğinde analizin başarısı sapmalarla sonuçlanabilir. Bunlara ek olarak da bu temel kuralları orta ve uzun vadeli analiz çalışmalarında yapmak daha iyi sonuçlar verecektir.

Petrolün temel analizi konusu burada yazamayacağımız kadar karışık, hiçbir şekilde özetleyemeyeceğimiz kadar köklü ve hayretlere düşürecek kadar basit temeller üzerine kurulu. Bu analiz konularını algılamak, doğru şekilde analiz etmek ve teknik analizle birleştirmek için sabırlı olmalı, tarihle barışık yaşamalı ve algıları ciddi şekilde açık tutmalıyız. Bunun dışında yapılacak her türlü analiz çalışması ve bu analizle yapılacak işlem kumar oynamaktan öteye gidemez.

Serkan ŞAHİN

Petrol Mühendisi

Sonraki yazılar »