Son Büyüme Rakamları ve Geleceğe Bakış

05 Temmuz 2010 Yazan Yaşar ERDİNÇ  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Günlük Forex Analizleri

Yorumlar Kapalı

Geçen hafta 2010 yılı ilk çeyrek büyüme oranları açıklandı. Bu konuda hem köşe yazarları hem de finansal kuruluşlar ayrıntılı raporlar yayınladıkları için, rakamların detaylarına girmek yerine bazı önemli tespitlerde bulunarak, geleceğe ilişkin olarak finansal piyasalar açısından nasıl bir resim çizeceğini göstermek istiyorum.

Önce tespitler;

1. GSIYH sabit fiyatlarla, 2010’un ilk çeyreğine 2009’un ilk çeyreğine göre yüzde 11.7 büyüdü. Piyasalar yüzde 11.4 oranında bir büyüme bekliyorlardı ve beklentilere paralel bir büyüme oranından bahsedebiliriz.

2. Büyüme tamamıyla iç talepteki (özel tüketim ve özel sektör yatırımları) artıştan kaynaklandı ve özel Tüketim yüzde 9.9 büyüdü.

3. İlk defa yedi çeyrek dönemdir düşen   özel sektör harcamalarında belirgin bir artış oldu ve bu kalem yüzde 22.3 büyüdü. Özel sektör yatırımları iki ana kısımda inceleniyor. Birincisi makine ve teçhizat yatırımı, ikincisi de inşaat yatırımları. Bu iki kaleme baktığımızda, makine teçhizat yatırımları 2009’un ilk çeyreğine göre yüzde 23.9 büyürken, inşaat harcamaları da yüzde 19.4 büyüdü.

4. Özel sektörün inşaat harcamaları 8 çeyrek dönemdir, bir önceki çeyreğe göre küçülüyordu ve ilk defa 2010’un ilk çeyreğinde yeniden canlandı. Aynı şekilde makine teçhizat yatırımları da 7 çeyrek dönemdir önceki çeyreğe göre küçülürken ilk defa özel sektör 2010’un ilk çeyreğinde yeniden yatırım yapmaya başladı.

5. Kamu kesimine baktığımızda ise ciddi biçimde frene basılmış olduğunu görüyoruz. Kamu kesimi harcamalarındaki artış ise sadece yüzde 1 seviyesinde kaldı. Kamu yatırımları, yani makine ve teçhizat alımı ile inşaat harcamalarında sırasıyla yüzde 25.6 ve yüzde 18.4 küçülme oldu. Kamu kesiminin ilk çeyrekteki yüzde 1’lik artışı ise devletin diğer harcamalarından kaynaklandı.

Merkez Bankası Büyüme Verilerini Nasıl yorumlar?

Merkez bankasının yayınladığı son PPK toplantı özeti raporunda (29 Haziran’da yayınlandı) dikkat çeken en önemli unsur, Haziran ayında da enflasyonun aşağı yönlü hareketini devam ettireceği vurgusuydu. Bu raporda ekonomideki aktivitenin de hızlandığı belirtilse de, özellikle dış koşullardaki belirsizliğin üretimde ve iç talepteki artışı ileride sınırlayacağını vurgulamıştır. Bu nedenle de faizleri değiştirmeyi düşünmediklerini bir süre daha düşük seviyelerde tutacaklarını belirtmişlerdir.

Bu raporda dikkat çeken bir başka nokta da, petrol fiyatlarının önümüzdeki birkaç aylık sürede enflasyona aşağı yönde baskı oluşturacağı beklentisidir. 2009 Haziranında petrol fiyatları artışları nedeniyle haziran ayının yükseldiği vurgulanarak baz etkisi nedeniyle bu Haziran’da enflasyondaki aşağı eğimin devam edeceğine dikkat çekilmiştir.

Merkez bankası her ne kadar iç talepteki artışa ve üretimdeki olumlu gelişmelere raporunda dikkat çekse de, kapasite kullanım oranlarının ve işsizliğin kriz öncesi seviyelerine gelmesinin uzun zzaman alacağını vurgulayarak, faizleri düşük tutmaya devam edeceğini söylemektedir.

Fakat son büyüme verilerinde özellikle özel sektör yatırımları 7-8 çeyrektir, ilk defa sert bir artış yapmıştır ve Temmuz ayı PPK raporunda buna dikkat çekilecektir. Fakat yine de Merkez bankası’nın faizleri düşük tutacağına ilişkin söylemini değiştireceğini zannetmiyorum. Çünkü hala kapasite kullanım oranları oldukça düşük seviyelerde seyrediyor.

Öte yandan büyüme verilerinde dikkat çektiğimiz İhracat konusunda, Merkez Bankası’nın Haziran ayı raporunda beklentilere de vurgu yapılarak ileriki aylarda hem euro/dolar paritesindeki düşüşün hem de, AB’deki borç krizinin yarattığı güven endeksi düşüşleri nedeniyle ekonomik toparlanma ve büyüme konusuna o kadar da güven duymadıklarını belirtiyorlar.

Dolayısıyla bu büyüme verileri sonrasında gelecek ay yapılacak PPK toplantısından radikal bir söylem çıkacağını zannetmiyorum. Merkez bankası’nın faiz artırımına geçmesi için en erken Kasım veya Aralık ayını beklememiz gerekecektir. Hatta 2011 yılına da kalabilir. Bu söylemden hareketle, faizlerdeki aşağı eğimli trendin devam etmesini ve en azından Eylül ayı sonlarına kadar gösterge kağıdın faizlerinde yüzde 9’un üzerine bir artış beklemediğimi belirtebilirim.

Her ne kadar ekonomik riskler şu an zayıflamış görünse de, orta vade için potansiyel sorunları beraberinde taşıyan verileri izliyoruz. Diğer taraftan siyasi gelişmeler ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bir erken seçim atmosferi yaratması durumunda, faizlerde siyasi riskler nedeniyle artışlar olabilir ve bunu da o zaman ayrıca değerlendirmek gerekecektir.

Fransa maliye bakanı Lagard: “Stres Testleri sonuçları olumlu çıkacak”

Geçen hafta Avrupa ülkelerinde bankaların vadesi gelen borç ödemeleri ve Avr. Merkez Bankası’nın uzun vadeli borç vermek istememesi gibi gelişen olaylar, gözleri Avrupa Bankalarının stres testlerine çevirdi. Geçen hafta sonunda bir açıklama yapan Fransa maliye bakanı Lagard, bu stres testlerinin sonuçlarının çok olumlu çıkacağını belirterek, endişe duyulmaması gerektiğini vurguladı. Bu arada Fransa’da hiç bir bankanın da zor durumda olmadığını belirtti. Bu açıklamalar bu haftaya başlarken piyaslaarın olumlu bir başlangıç yapmasına neden olabilir. Fakat stres testlerinin sonuçları, 23 temmuz’da açıklanacak olduğu için, elbetteki piyasaların oturup 23 temmuz’a kadar beklemeyeceklerdir. Piyasalar bu haftaya olumlu başlangıç yapsalar da, Avrupa’da bankalar arası piyasalar dikkatle izlenecektir. Bu aşamada her ne kadar stres testlerinin olumlu çıkacağı açıklanmış olsa da bir bankanın likidite bulmakta zorlanması veya zorlandığına dair bir dedikodu bile piyasalarda her an sert aşağı hareketler yaratacağı için, bu aşamada olumlu haberleri temkinli karşılamak gerekiyor.

SONUÇ: Bu hafta enflasyon verileri ve Anayasa mahkemesi kararları belirleyici olacaktır. Anayasa mahkemesinden ne karar çıkar bilemiyorum ama bir okuyucum şöyle bir mail göndermiş, bana ilginç geldi Mert Bal’ın düşünceleri şöyle;

“Ben Anayasa mahkemesinden; “İptali talep edilen maddelerin Anayasanın değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek maddelerine aykırı olduğu buna karşılık henüz yasalaşmamış söz konusu maddelerin iptal istemi bir anlam ifade etmediğinden iptal talebinin reddine” gibisinden bir karar bekliyorum…Böyle bir karar 1-) Anayasa mahkemesinin üzerindeki baskıyı azaltacak 2-) İlgili maddelerin referandumdan çıkartılma külfetini AKP üzerinde bırakacak 3-)geriye kalan maddeler hemen ve büyük çoğunlukla kabul edileceğinden erken seçim gündeme gelmeyecek..dolayısıyla konu AKP mi CHP mi omurgasından kurtulacaktır…O zaman rahatlarız…AKP referandumda o malum maddelerde ısrarcı olursa da bu kapatılma sebebi olacaktır doğal olarak..The Court will live and let AKP live durumu olacak ..Belki de CHP usülen muhalefet olsun diye, bile bile usül hatası yaptı..Kimbilir..”

Ben hukuk uzmanı olmadığım için nasıl bir karar çıkar bilemiyorum ama karar açıklanmadan önce piyasamızda birileri mutlaka duyacaktır. Ortada bir haber yokken eğer borsa düşüyorsa uzak durun, eğer borsa yukarı gidiyorsa, bir ihtimal haber iyi olacak anlamına gelebilir. Ama yine de sanki haber iyi çıkacakmış gibi gösteriyor da olabilirler.

KALIN SAĞLICAKLA…

Yaşar ERDİNÇ

HAFTAYA BAKIŞ:

14 Haziran 2010 Yazan Alpari Turkiye  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Günlük Forex Analizleri

Yorumlar Kapalı

Her mayıs ayında olduğu gibi bu mayıs ayını yazın gelişiyle birlikle heyecanla kapadık. Bu heyecan kimi yatırımcının yüzünü güldürürken kiminin ise halen ümitlerini taşımasına devam etmesine vesile oldu. Bahar bitmek bitti i mevsimsel olarak yaza nasıl tam anlamıyla giremediysek , finansal piyasalarda da bir türlü yaza giremedik. Şişman parmak, Yunanistan, Portekiz, İspanya derken bir de baktık Macaristan’ın ismi de zikredilir oldu. Çoğumuzun da bildiği üzere , eğer berberiniz size artık altın almayı tavsiye ediyor veya bir kağıt öneriyorsa , yani bir haber artık duyulmuş bilinir hale gelmişse o haber çoktan satın alınmış ve bize fayda sağlayamayacak niteliktedir demektir. Yani Macaristan haberi EUR/USD çiftinin 1,18′li rakamlara çekilmesine vesile oldu ama zaten süregelen düşüş ve ekonomik çöküş mevcuttu. Demem o ki zaten trendi takip eden , düşen bıçağı tutmaya çalışmayan yatırımcı kar etmeye devam ederken , çok düştü alalımcılar da zararda beklemeyi sürdürdüler.

Şimdi birkaç majör enstruman üzerinde, mantıksal çerçevede gelecek dönemde nelere şahit olabileceğimizi , geçtiğimiz hareketleri referans alarak , mevcut veriler ışığında inceleyelim…

Parite yaklaşık üç hafta boyunca kendine 1,2150′leri destek almıştı ki macaristan vakasıyla birlikte , bir çok analistin hedef gösterdiği 1,182li rakamlara kadar geriledi. Aslında 26 Mayıs’ta 1,2150 civarlarından gelecek alışlar çoğu raporun projeksiyonlarında da vurguladığı çift dip formasyonunu oluşturacak ve önce 1,2670′ler sonra da 1,31′ler tekrar görülerek konsolüdasyon gerçekleşecekti. Yanlış bir yaklaşım veya risk alınmayacak bir nokta değildi. Fakat 1,2450′lerde planın gerçekleşmemesi sonucu trend takibine devam edilse faydalı olacaktı. Sonrasında 1,2150 dibi tekrar test edildi ve kırıldı ki 1,18′li rakamlar gördük. Şimdi teyit almayı bilen, beklemeyi bilen ve planlı ,programlı ilerleyen bir yatırımcı olarak neler yapabiliriz buna bakalım. Yazıyı yazdığım saatlerde parite 1,2150 eski destek, yeni direncini tekrar test etti ve kıramadı. Bu seviye gercekten direnç görevi görecek olursa önümüzdeki hedefler önce tekrar 1,1850, sonrasında da 1,16′lı rakamlar. Tabiki her zaman bu fiyat hareketlerine temkinli yaklaşma ve B planı oluşturmak gerekiyor. 1.2150 üstündeki harekette 1,2200′ye kadar panik yok. Bu seviyenin de kırılması 1,2150′nin üstüne taşındığımızı teyit edecek.1,2150 üstüne taşınmamız durumunda ise ki bu hareket de hala trend dışı bir hareket olmayacak, 1,2330′lara kadar bir yükseliş ve hafta boyunca da yatay band hareketi görebiliriz.

Altın ise en çok da bu yazıları hiç okumayanların yüzünü güldürüyor. Neden? Çünkü biz dolar yükseldi bozduralım, altın çok çıktı artık düşer derken , 2007 yazında evlenen ve bir daha altınlarının yüzüne bakmayanlar düğün hasılatlarını tam iki katına çıkardılar. Geride bıraktığımız hafta altında ilginç hareketler yaşandı. Çok sık şahit olmadığımız türden hareketler vardı . Önce 1200′ün altına 1196′ya indik ve sonrasında çok hızlı hareketler 1250 zirvesini test ettik. Geri çekilişten ziyade yükseliş bizleri şaşırtmıştı ama zaten yükseliş de mevcut trendin içindeki bir dalgaydı. 1196 ve 1205 civarları altın için önemli destek seviyeleri. Bu seviyelerin altında yalancı bir kırılış ve 1188′lere kadar geri çekilme yaşanabilir. 1188′in altına düşmediğimiz sürece 1200-1250 bandı bir süre daha takip edeceğimiz aralık olarak görünüyor. İlerleyen dönemde ise tam da piyasanının sakinleştiği günlerden birinde 1250′ye hızlıca tırmanışa benzer bir şekilde 1300′lü rakamları telafuz edebiliriz.

Pariteyi ve altını takip ederken dünyanın en önemli göstergelerinden biri olan Dow’a da bir göz atmadan olmaz ki Dow hemen tüm borsalarla önemli bir ilişki içerisinde yürüyor. Dow bir buçuk aydır sert satışlarla beslenen bir düşüş trendi içinde. Ekonomik anlamda bakıldığı zaman diğer enstrumanlarla da kolaylıkla ilişkilendirebiliyoruz fakat teknik açıdan baktığımızda Dow Jones’un gidişhatı hakkında konuşmak biraz zorlaşıyor. Neden ? Paritelere bakıyorsunuz tepe veya dipte, altın keza öyle. Bitti gitti denen reeal ekonominin iyi birer göstergesi olan borsalar için ise portre en tepe veya en dip denilecek seviyelerde değil. Aylardır beklenen bir çakılma söz konusu. O da gelmek bilmiyor. Dow ve takipçileri olan İMKB’nin içinde bulunduğu grupta daha temkinli yatırım stratejileri izlenmesi gerektiği kanaatindeyim. Yapacağımız öngörülerde geçmişi referans alarak birkaç projeksiyon çıkaracak olursak; 10000 önemli desteğinin altında 9800′lere kadar geriledik. 200 puanla henüz kırıldığını söyleyemeyiz ve 9800 sonrasında da toparlanmaya şahit olduk. 10210′da da geçtiğimiz haftayı kapattık. Seviyeniz an itibariyle 25-50-100-200 günlük ortalamaların tümünün altında. Geçmiş deneyimlerden elde ettiğimiz fikir üstünden konuşacak olursak benzer şeklide bu ortalamaların altında seyreden hareket kısa süre sonra ortalamalarına geri döndükten sonra asıl çakılmasını yaşıyor. Bu da şu anlama geliyor 10210 seviyesinden başlayacağımız hafta içinde hedef 10440′lar alındıktan sonra satış için güzel fırsatlar doğabilir. Ve bence hafta alışlarla başlayıp satışlarla sona erecektir.

Tabiki Dolar ne olur, altın ne olur , yurtdışı piyasalar ne olur bunları bilmemiz yatırımlarımızı yönlendirmemizde önemli. Ama en önemlisi cebimizde canlı olarak hissettiğimiz Türk Lirası’nın akıbeti. Yaz aylarında ekonomik verilerin etkileri ve akışı biraz daha yavaşlayacaktır muhtemelen. Ve zaten aslında yer yerinden oynarken bile belli aralıklarda tutunabilen TRY’nin seyrini tahmin etmek de önümüzdeki birkaç ay boyunca çok zor olmayacak aynı zamanda süprizlerle de çok fazla karşılaşacağımızı düşünmüyorum. Yine de bu hafta için izleyeceğimiz seviyelere şu şekilde bir bakış atabiliriz; 1,5560 geride buraktığımız hafta da , ondan önceki haftada hep önemli bir destekti ve fiyatın yukarı taşınmasında sürekli yardımcı oldu. Yine haftaya bu seviyenin üstünde başlayacağız fakat hemen fafta başında tekrar test edileceğini düşündüğüm bu seviyenin altına düşmemiz durumunda Sürpriz sonuçlar ortaya çıkabilir. Adı üstünde Sürpriz ve oluşması ihtimali düşük. Dolayısıyla 1,5550′nin testinin ardından muhtemel alışlarla birlikte tekrar 1,5800′hafta içinde görülebilir. Kısa cadeli işlemler yapanlar için 1,5800 güzel bir kar realizasyonu noktası olarak algılanabilir ve tekrar geri çekilinmesi durumunda da 1,5550-1,5600′lardan al kaç işlemleri yapılabilir. Alışların 1,5800 üstünde devam etmesi durumunda 1,5850-60′ların üstünde tutunup tutunamadığına bakmamız gerekiyor. Ve eğer yükselişin teyidi bu şekilde tutunmayla alınır ise yeni hedefimiz de 1,6300 olarak belirlenecektir.

Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere her zaman akan su yönünde ilerlememiz ve inatçılık yapmayışımız işlerimizi kolaylaştıracaktır. Her ne kadar krizin sonu gelmiyor dense de , dibin dibi vardır dense de güzel yaz mevsiminin en güzel şekilde geçmesi dileğiyle…

Başarılı Trader Kimdir ?

02 Nisan 2010 Yazan FOREXPORTAL  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Forex piyasalarında neden %90`lık bir kısım para kaybetmektedir.Bunun cevabını yakından inceleyelim.

Forex Piyasasında başarı , göreceli bir kavramdır. Alınan riskler , getiri beklentisi çok önemlidir. Bu piyasaya girerken düşüneceğiniz tek konu ; neden bu piyasada olma isteğinizdir ? Forex piyasasında işlem yapan kişilerin %70`i ellerindeki parayı katlamak için girerler ama daha sonra kaybetmenin verdiği duygusal çöküntü ile birlikte amaçlar ve düşünceler değişmektedir.

İlk başlarda kazanç sağlamak için atılan adım , bilgisizlik ve tecrübesizlik ile birlikte yerini korku ve çaresizliğe bırakmaktadır. Kendinize sormalısınız! “Acaba yatırdığım parayı kaybetmemin benim üzerimdeki etkisi ne olacaktır” diye.. Eğer bu soruyu dürüstlük ve içtenlikle cevaplandırabiliyorsanız bu piyasada artık başarılı olmanız için adım atmış sayılacaksınız.

Çünkü bu soruyu cevaplandırdığınız zaman ya piyasada işlem yapmak için Trader olmayı düşünürsünüz veya vazgeçersiniz.

Çünkü piyasaya girip para kaybetmektense hiç girmeyip kaybetmemekte bize göre başarıdır ;) Başarılı Trader olmanın yolu ise; Bilgi,Tecrübe ve Psikolojik rahatlıktan geçmektedir. Kaybeden insanların çoğu bilgisizlik ve tecrübesizlik yüzünden kaybetmektedirler. Eğer Forex piyasaında başarılı olmak istiyorsanız bilginizi sabır ile birleştirerek gelişim sağlayabilirsiniz.işte böyle düşündüğünüz sürece kazandıklarınız kaybettiklerinizden daima fazla olacaktır.

Bol kazançlar.

Çağrı GÜLER

Global Currency Markets Specialist

http://www.cagriguler.com/

Türkiye’de Yaşanan Olaylar ve Olası Komplo Teorileri

Yorumlar Kapalı

Türkiye’de Yaşanan Olaylar ve Olası Komplo Teorileri

Türkiye kimine göre bir demokrasi sınavından geçmekte kimine göre muhalifler susturulmakta kimine göre ise bir hukuk savaşı verilmekte. Bu görüşler her insanın bakış açısına göre değişmekte. Bekli de bugün yaşanan olayların gerçeklikleri bundan 20 – 30 yıl sonra gün yüzüne çıkacak. O yüzden siyasi ve politik olarak bu işin gerçekliğini insanların vicdanına ve tarihe bırakmak gerekir. Biz ise yaşanan bu olayların ekonomik yönünü inceleceğiz.

2009 yılı sonuna kadar hem ekonomik göstergeler hem de otoriteler yaşanan ekonomik krizden en az etkilenen ülkelerden bir tanesinin Türkiye olduğu söylemekteydiler. Peki ne oldu da iki ay içerisinde piyasalar bu kadar kötü şekilde geriledi. Bunun birkaç sebebini sayabiliriz.

İlk olarak üretim sektöründe var olan finansal yapılanma ve ihracat sıkıntıları, dünya da yaşanan finansal kriz Türkiye’yi aşırı derecede etkilemedi. Çünkü ülkemiz buna benzer bir krizi 2001 yıllında yaşadı ve bundan çok ağır bir fatura ödedi. Sonrasında gerekli yasal ve kurumsal düzenlemeleri yaptığı için bu krize finansal açıdan oldukça sağlam girdi. Lakin bu krizden en çok etkilenen ülkeler (başta Avrupa ülkeleri) bizim en fazla ihracat yaptığımız ülkelerdi. Bu ülkelerde yaşanan talep daralması bizim fabrikalarımıza ve işçilerimize direk olarak yansıdı. Bu da firmaların finans yapılarını bozmaya başladı. Buna paralel olarak da işsizlik arttı.

İkinci olarak; hükümet birkaç yıldan bu yana IMF ve kredi kozunu çok iyi kullanmaktaydı. Ne zaman işler kötü gitse IMF geldi geliyor denilerek piyasaların nabzı düşürülüyordu. Ancak bu söylem piyasalarda haddinden fazla fiyatlandığı için son zamanlarda piyasalar yeni doneler aramaktaydı. Bu donelerin en önemlilerinden bir tanesi de kredi değerlendirme kuruluşlarıydı. 2009 sonlarında önce Moody’s, sonra da Fitch Türkiye’nin notlarını arttırdı. Son olarak da geçtiğimiz günlerde not konusunda cimri olarak tabir edilen Standard and Poor’s Türkiye’nin kredi notunu yükseltti. Bu beklentiler de gerçekleşince Türkiye’nin uluslar arası anlamda elinde sadece IMF kozu kalmış oldu.

Türkiye piyasalarını yakından etkileyen son ve en önemli olay ise yaşanan politik gelişmeler. Önce Ergenekon davası, sonrasında yargı ile hükümeti karşı karşıya getiren dava krizi ve bu hafta yaşanan Balyoz operasyonu çerçevesinde Askeri kanatta başlayan sıkıntı… Tüm bunlar ekonomik açıdan son derece tedirginlik yaratmakta. Eğer bu tedirginlik tırmanmaya devam ederse piyasalarda risk artacak, buna bağlı olarak da piyasalardan sıcak para çıkışı yaşanır. Uluslararası yatırımcılar Türkiye’de son zamanlarda yaşananları tedirgin edici olarak yorumlarken, bir çok uluslararası fon da nakde geçmeye başladı. Eğer sağduyuyla yaklaşıp bu sorunlar çözülür ise bu nakitler tekrardan piyasaya girecektir. Devam ederse şuan beklemede olan fonların ülkeden çıkışları hızlanabilir. Bu da ülke ekonomimizi negatif anlamda diğer ülkelerden ayrıştıracaktır.

tl

Son birkaç hafta içerisinde USD/TL paritesi 1.45 seviyelerinden 1.55 seviyelerine kadar yükseldi. Şu an içinde bulunduğu uptrendin üst kanalında bulunmakta ve 1.5550 seviyelerinde oldukça güçlü bir direnç var. Eğer bu direnç kırılacak olur ise parite önce 1.57 seviyeleri görülecek, bu da kırılacak olur ise 1.60 seviyeleri test edilebilir. Son bir haftadır aralıksız yükselen parite de bu seviyelerden bir düzeltme hareketi beklemekteyim. Bu düzeltme eğer %50’lik olur ise 1.5350 seviyeleri görülecektir; %61.8 kadar olur ise 1.5280 desteği test edilecektir. Kısa vade içinde bulunulan trendin aşağı yönlü kırılmasını beklememekteyim. Bu yüzden 1.5280 desteği oldukça güçlü. Kırılması durumunda ise 1.50 ve 1.4780 desteleri karşımıza çıkmakta.

Mustafa KEYSAN

Finansal Analist

mustafakeysan@forexportal.gen.tr

www.forexportal.gen.tr

Türkiye, 2026 yılında dünyanın 13. büyük ekonomisi olacak

16 Şubat 2010 Yazan Hülya KAYIKÇI  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Günlük Forex Analizleri

Yorumlar Kapalı

Türkiye'nin dünya ekonomisinden aldığı pay yıllar itibariyle
yükselmeye devam edecek. 1985'de dünya Gayri Safi Yurtiçi Hasıla
(GSYH) sıralamasında 17. olan Türkiye, bu yıl 16. sıraya çıkacak.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 1985 yılında Türkiye'nin
dünya GSYH'sinden aldığı pay yüzde 1,03 iken, bu payın 2010 yılında
yüzde 1,35'e yükseleceği tahmin ediliyor.

Bu yıl ABD'nin dünya GSYH'sinden aldığı payın yüzde 19,60, Çin'in
yüzde 12,73 ve Japonya'nın ise yüzde 6,04 olacağı öngörülüyor.

Dünya ekonomisinin yükselen yıldızlarından Hindistan'ın yüzde 5,1 ile
4., Almanya'nın yüzde 3,96 ile 5., Rusya'nın yüzde 3,35 ile 6.,
İngiltere'nin yüzde 3,03 ile 7., Fransa'nın yüzde 2,92 ile 8.,
Brezilya'nın yüzde 2,89 ile 9. ve İtalya'nın ise yüzde 2,46 ile 10.
sırada yer alacağı tahmin ediliyor..

2017'DE ÇİN ABD'Yİ GEÇECEK
Küresel finansal krize rağmen ekonomisindeki büyümeyi sürdüren Çin'in
2017'de ABD'yi geride bırakarak, ilk sıraya yerleşeceği öngörülüyor.
2017'de Çin'in dünya ekonomisindeki payının yüzde 17,49'a çıkacağı,
ABD'nin payının ise yüzde 17,26'ya gerileceği tahmin ediliyor.

Söz konusu yıl Hindistan'ın payının ise yüzde 6,18 olacağı
hesaplanıyor.

ÖNÜMÜZDEKİ 15 YILDA DENGELER DEĞİŞECEK
IMF verilerine göre, 2010-2014 beklenen eğiliminin 2026 yılına kadar
devamı halinde, dünya ekonomisine yön veren ülkelerin GSYH
sıralamasının değişeceği düşünülüyor.

2026 yılında Çin'in dünya GSYH'sinden aldığı payın yüzde 23,61 olacağı
ve 2017 yılında ulaştığı ilk sıradaki yerini koruyacağı tahmin
ediliyor.

Halen dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin 2026'da dünya
ekonomisinden aldığı payın yüzde 14,24, Hindistan'ın yüzde 7,58,
Japonya'nın yüzde 3,69, Rusya'nın yüzde 3,66, Brezilya'nın yüzde 2,59,
İngiltere'nin yüzde 2,39, Meksika'nın yüzde 2,16, Fransa'nın yüzde
2,11, Almanya'nın da yüzde 2,05 olacağı öngörülüyor.

TÜRKİYE 2026'DA DÜNYANIN 13. BÜYÜK EKONOMİSİ OLACAK
Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan Türkiye'nin ise 2026'da GSYH
sıralamasında 13. sıraya yükseleceği tahmin ediliyor..

Söz konusu yılda Türkiye'nin dünya GSYH'sinden aldığı yüzde 1,45 payla
İtalya, İspanya, Kanada gibi ekonomisi güçlü ülkelerin önüne geçmesi
bekleniyor..

1985-2026 DÜNYA GSYH SIRALAMASI
IMF verileri baz alınarak yapılan projeksiyon çerçevesinde 2026 yılı
sıralamasına göre dünya ekonomisinde 2010 yılına göre ilk 31 ülkenin
1985, 2005, 2010, 2014 GSYH'nın dünya GSYH içindeki payları (yüzde
olarak) ve AA muhabirinin 2010-2014 eğilimine göre yaptığı
hesaplamayla 2023 ve 2026 yıllarındaki tahmini oranları şöyle:

   1985 2005   2010 2014 2023 2026
1 Çin 2,896 9,466   12,725 15,447 21,572 23,613
2 ABD 22,956 22,126   19,598 18,259 15,246 14,242
3 Hindistan 2,477 4,194   5,093 5,714 7,111 7,577
4 Japonya 8,494 6,898   6,044 5,455 4,130 3,688
5 Rusya n/a 3,024   3,352 3,428 3,599 3,656
6 Brezilya 3,288 2,823   2,889 2,814 2,645 2,589
7 İngiltere 3,791 3,438   3,030 2,869 2,507 2,386
8 Meksika 2,574 2,307   2,198 2,189 2,169 2,162
9 Fransa 4,067 3,328   2,921 2,719 2,265 2,113
10 Almanya 5,640 4,477   3,958 3,481 2,408 2,050
11 G. Kore 0,969 1,830   1,855 1,895 1,985 2,015
12 Endonezya 0,949 1,256   1,363 1,444 1,626 1,687
13 Türkiye 1,028 1,331   1,350 1,374 1,428 1,446
14 Kanada 2,186 2,015   1,832 1,735 1,517 1,444
15 İspanya 2,040 2,109   1,904 1,730 1,339 1,208
16 İtalya 3,870 2,908   2,464 2,134 1,392 1,144
17 Tayvan 0,582 1,055   1,065 1,067 1,072 1,073
18 Polonya 0,983 0,923   0,964 0,983 1,026 1,040
19 Tayland 0,464 0,793   0,825 0,861 0,942 0,969
20 Avustralya 1,181 1,198   1,137 1,086 0,971 0,933
21 S. Arabistan 0,863 0,875   0,884 0,882 0,878 0,876
22 Mısır 0,510 0,594   0,666 0,714 0,822 0,858
23 Pakistan 0,474 0,606   0,649 0,688 0,776 0,805
24 G. Afrika 0,850 0,709   0,718 0,718 0,718 0,718
25 İran 1,174 1,130   1,205 1,154 0,793 0,663
26 Nijerya 0,402 0,436   0,489 0,523 0,600 0,625
27 Arjantin 0,858 0,747   0,822 0,767 0,643 0,602
28 Hollanda 1,123 1,018   0,936 0,850 0,656 0,592
29 Ukrayna n/a 0,468   0,475 0,502 0,563 0,583
30 Kolombiya 0,522 0,553   0,580 0,579 0,577 0,576
31 Belçika 0,710 0,599   0,534 0,496 0,411

FOREX HAKKINDA KANUNİ DÜZENLEME

Yorumlar Kapalı

Uzun zamandan bu yana Forex piyasalarında beklenen açıklama nihayet yapıldı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, Price Waterhouse Coopers Business School’un ev sahipliğinde bu yıl  8. kez gerçekleştirilen ve “Kriz sonrasına hazırlanırken işletmelerin yol  haritası” konulu Çözüm Ortaklığı Platformu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Foreks piyasası tamamen  denetim dışı. Bugünlerde günlük hacim 3 milyar doları geçti. Binlerce insan  parasını kaybediyor. Bunu düzenleme görevi SPK’ya verildi. Tahmin ediyorum Ocak  ayının ilk 15′inde o düzenleme çıkar” dedi.

Yapılan bu açıklamadan anlaşılan,  bizimde uzun zamandan beri beklediğimiz düzenlemenin Ocak  2010 da çıkacak olması. Şimdi önemli olan bu düzenlemenin nasıl yapılacağı ve kimlere ne gibi sorumluluklar getireceği… Yapılan bu kısa ama anlamlı açıklamadan sonra forexle ilgilenen herkesin aklına şu sorular gelmekte;

Bu piyasa da yatırımcılar (traderlar) nasıl işlem yapacaklar? Herhangi bir yetki veya uzmanlık belgesi verilecek mi?

Türkiye de kimler broker şirketi veya uluslar arası bir broker şirketinin temsilcisi olabilecek?

Bu işin deneti ve yaptırımları ne olacak? … gibi onlarca soru sorulabilir. Sanırım bu soruların cevabını bir aya kadar alacağız.

Ancak SPK bu düzenlemeyi yaparken dikkat etmesi gereken bazı hususlar var, öncelikle yapılacak bu düzenleme ile birlikte forex piyasasından ekmek yiyen, düzgün çalışan ve kanunlara saygılı yatırımcı ve aracı kurumları korumalı. Bunun yanında art niyetli kişi ya da kurumlara karşı ciddi yaptırımlar uygulamalıdır.

Şuan Türkiye’de ki aracı kurumlar kanuni olarak yapılanmış değil.  Birçoğu danışmalık veya eğitim şirketi adı altında faaliyet göstermekte. Bu şirketlere belli bir süre verilmeli ve SPK’nın koyacağı kıstaslara uyması sağlanmalıdır.

Bunun yanında son zamanlarda oldukça yaygınlaşmaya başlayan serbest portföy yöneticiliği konusunda da bir takım düzenlemeler getirilmelidir. Birçok kişi kendisini finansal analist veya forex uzmanı (currency trader) olarak tanıtmakta ve kişilerin birikimlerini veya yatırımlarını yönetmeye talip olmakta. Buda başta bu işi profesyonel olarak yapan kişileri kirletmekte, forex piyasasını yanlış lanse etmektedir. Öncelikle şu unutulmamalıdır ki “para yönetimi” dünyanın en zor mesleklerinden bir tanesidir. Para piyasalarına giren her 100 kişiden en az 80 batmaktadır. Özellikle konu forex olunca, çok fazla teknik, temel bilgi ve tecrübeye ihtiyaç vardır. Tüm bunlardan dolayı SPK’nın yapması gereken bu tür fon yöneticiliği ve danışmanlığı yapmak isteyen kişileri belli bir takım kıstaslara tabi tutarak belgelendirmelidir. Bu şekilde bu piyasada yer alan kişiler daha rahat çalışma imkanı bulacak, devlette bu piyasanın en azından bir kısmını kontrol altına alabilecektir. Bu tür çalışmalar Kanada ve Amerika’da yapılmaktadır.

Önümüzdeki dönemde SPK ve diğer ilgili kurumlar yukarıda değinmeye çalıştığımız konuları ve burada değinemediğimiz bir konuyu düzenleme getirmesi gerekmektedir. Kanun koyucu ya da ilgili kurum bu düzenlemeleri yapar  iken ilgili kişi ya da kuruluşları da dinlemeli ve konuyu bir çok açıdan şeffaflaştırmalıdır.

NOT: Düzenlenmesi gereken diğer bir konu ise forex faaliyetlerinin vergilendirilmesidir. Bunu da diğer bir yazımızda ele alacağız.

Mustafa  KEYSAN

www.forexportal.gen.tr -   mustafakeysan@forexportal.gen.tr

Yatırımcıların Gözdesi Sarı Maden

07 Aralık 2009 Yazan Kudret AYYILDIR  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Kriz zamanlarının en iyi yatırım araçlarından biri olarak benimsenen altın; içinde bulunduğumuz dönem itibariyle de $1100-$1200 seviyeleri arasında hareket ediyor. Bu süreç altının 1250 dolar seviyelerini kırıp kıramayacağı ve sonrasındaki hareketlerin nasıl olacağı yönünde yapılan yorumlar ekonomi haberlerinin ön sıralarında yer alıyor. Altın fiyatlarında oluşan hareketler yerel ve profesyonel yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.

2009 yılında global piyasalarda yaşanan krizle birlikte Amerika’da yapılan reformların piyasaya etkisinin olmaması bununla birlikte dünyanın en değerli para birimi olan doların değer kaybetmesi, güvenilir bir yatırım aracı olan altına olan talebi artırdı ve Altın 2009 yılına damgasını vurdu. 2009 yılının başlarında onsun değeri 878 dolarken şuanda 1145 seviyelerinde olması yaşanan krizin etkisinden mi yoksa altının üzerinde oynanan oyunlardan mı kaynaklanıyor? 1227 dolar seviyesine kadar çıkan Altın’da Amerika’dan gelen verilerin piyasaya ters etki etmesiyle gelen satışlar artık bu seviyeden dönüş sinyallerinin olduğunun bir göstergesi midir? Güvenilir bir yatırım aracı olan altın yeni yılda yeni rekor seviyelerine mi çıkacak yoksa global krizin etkisinin azalmasıyla yeniden dip seviyelerine mi dönecek. Piyasa yapıcıları ve büyük yatırımcılar altını tekrar en iyi yatırım aracı olarak seçtiler ve doların da zayıf seyrinin devam edeceğinin açıklaması altında tarihi bir seviye olan 1227 dolar seviyesine çıkardı. 04 Aralık’ta açıklanan tarım dışı istihdamın beklenenden çok iyi gelmesi ve Amerika Merkez Bankasının faiz oranı artırabiliriz açıklaması piyasaya damgasını vurdu ve borsalara satış getirdi. Altın 1227 dolar rekor seviyesinden 1160 seviyesine, Eur/Usd paritesi ise 1,5070 seviyesinden ise 1,4825 seviyelerine kadar düştü. Cuma günü açıklamalardan sonra yaşanan hareketlilik Altında rekor seviyeleri test edildi ve geri dönüşler başladı sinyalini mi verdi yoksa bu sadece piyasadaki ani hareketlenmelerden mi kaynaklanmıştı? Şuan ki görüntü Altının bir miktar daha düşeceği, gerçek düşüşünse Amerika Merkez Bankasının yapacağı faiz oranı artırımından sonra olacağı da aşikâr. Ama önemli olan enflasyon endişesinin gün yüzüne çıkmaya başladığında altının değerleneceğinin farkına varılması. Çünkü altın para karşılığı yapılan en iyi yatırımı ifade ediyor.

Altın Teknik Analiz:

Amerika Başkanı Barrack Obama’nın başkanlığı sürecinde 5000 dolar’a ulaşacağı söylentiler arasında yer alan altını, kısa vadede teknik olarak incelemek gerekirse; Şuanda 1162 dolar seviyesinde olan altında 2 önemli kritik seviye var.

Birincisi alımların devam etmesi halinde 1250 dolar seviyesi ve bu seviyenin yukarı yönlü kırılması yeni rekor seviyelere imza atılacaktır. 1250 seviyesini yukarı yönlü kırması pariteyi 1300-1400 dolar seviyelerine kadar çıkaracaktır.

İkincisiyse 1100 dolar seviyesi ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılması pariteyi önce 1000 dolar seviyesine ve daha sonra önemli bir seviye olan 840 dolar seviyelerine kadar düşürecektir.

Altın fiyatlarındaki yükselişin nerede duracağı tahmin edilemiyor. ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını yükseltmesi durumunda fiyatların gevşeyeceğine dikkat çekiliyor.

gold

Kudret AYYILDIR

Finansal Analist

PETROLÜN GERÇEK DEVİ RUSYA

23 Kasım 2009 Yazan Serkan ŞAHİN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Petrol piyasasında finansal analiz yaparken temel analiz kullanan yatırımcılar için en önemli verilerden birisi, petrol piyasasında etki yapması muhtemel ülkelerin verdikleri iç ve dış tepkilerdir. Bu tepkiler, petrol piyasasında hâkim ülkelerin finansal, politik ya da sosyal etkileşimlerinin petrol fiyatları üzerinde dolaylı ya da doğrudan etki yaptığı görüşünün temel alınması ile önem kazanmaktadır. Diğer taraftan, temel analizin amacı da budur aslında. Bu amaca yardımcı olabilmesi açısından petrol piyasasında hâkim ülkelerin neden ve nasıl hakimiyet kurmuş olduklarını incelemekte fayda olacağını düşünerek, bu yazıyı bu eksende devam ettirelim. Ancak bunu devam ettirirken ABD dışında bence ABD’den de önde gelen enerji alanının “süper gücü” Rusya’yı dairemizin merkesine alacağız.

Şu an için petrol piyasasında söz sahibi olma konusunda kamuoyu tarafından tartışmasız olarak en ön  sırada kabul edilen ABD’yi petrol sektöründe ciddi şekilde söz sahibi bir ülke olarak kabul etmek bir hata sayılmaz, ancak ABD’yi bu konuda tek ve mutlak hakim görmek, analiz yaparken ciddi yanılmalara yol açabilir. Rusya hem çarlık döneminde, hem Sovyetler döneminde, hem de günümüzdeki Rusya döneminde petrolün endüstriyel kullanımının başladığı günden beri bir şekilde bu sektörde durum belirleyici bir etken oldu. Rusya, petrolün endüstriyel olarak kullanılmaya başlandığı 19. Yüzyıl başlarından beri hakimiyeti alltında bulunan topraklardaki üretimin ve civarında üretim miktarıyla önemli olan ülkeler üzerindeki politik etkisinin yardımıyla, bu piyasada fiyatı ve rekabet koşullarını belirleyen bir ülke durumunda oldu. 1920 Bakü İşçi Ayaklanması’nın başlattığı uluslararası petrol şirketlerinin milliyetçilikten darbe alışıyla başlayan ve Yedi Kızkardeşler birliğinin kurulmasına kadar giden sürecin şimdiki petrol sektörünü şekillendirmesini örnek gösterebileceğimiz, tarihi gerçeklerin kaynağı yine Rusya idi. Buna ek olarak yine Çarlık Rusya’nın yıkılmasıyla başlayan ve Meksika ve İran’da devam eden “yeraltı kaynaklarının devletleştirilmesi” hareketleriyle sarsılan petrol şirketlerinin, bu piyasayı kontrol etmek amacıyla dikkatini piyasa rekabetinden, yönetimlerin hakimiyetine yöneltmesinin de yine başlangıcı Rus toprakları. Avrupa’ya yakın olan dev bir kaynak olması nedeniyle Avrupa’ya petrolü stratejik kaynak olarak kullanarak, elindeki kaynak çokluğu ile ABD ve İngiltere’nin Hindistan ve Çin piyasalarında karlılıklarını düşürmelerine sebebiyet vermek amacıyla petrolün bir “siyasi ve stratejik silah” olarak kullanılmasının ilk adımları da yine Ruslar’dan gelmekte. Bütün bunlara ek olarak çok geniş bir alana yayılmış olması sayesinde, önemli kara ve deniz geçiş yollarına sahip olduğu için petrolün üretim ve satışının yanı sıra taşınması konusunda da bunu düşmanlarına ve rakiplerine tehdit ve ekonomik baskı imkanı olarak kullanarak, petrolün her aşamada önemli bir emtiya olduğunu vurgulayan ve bunu hala ciddi bir stratejik destek olarak kullanan yine Rusya.

Bu noktalara bakıldığında Rusya’nın ABD’den daha etkin bir enerji politikası olduğunu düşünmek yanıltıcı olmaz. ABD’nin genellikle silah ve istihbarat kullanarak içinde bulunduğu enerji savaşında aslında Rusya’nın tarihi, jeopolitik ve sosyal durumunun ABD’ye karşı ciddi bir üstünlük sağladığı, petrolün önemli miktarda bulunduğu coğrafi bölgelerde ABD’den daha etkili bir siyaset izlediğini iddia etmek aslında çok zor değil. Bu üstünlüğün ekonomik ve teknik üstünlük karşısında biraz olsun bocaladığı bir gerçek olsa da “enerji tabanlı” dış politika konusunda Rusya’nın ABD’ye ezelden beri ezici bir üstünlüğü olduğu daha güçlü bir gerçek ve bu gerçek günümüzde tekrar kendisini iyice hissettiriyor. Rusya’nın hem Türkiye hem de İtalya ile girmiş olduğu yakın dış ilişkiler Avrupa Birliği’ni, Azerbaycan ve İran ile girmiş olduğu yakın ilişkiler ABD’yi, Pakistan ve Çin ile yapmış olduğu enerji yatırım ortaklıkları Hindistan ve Japonya’yı çok ciddi şekilde tehdit ediyor. OPEC’in aldığı kararlar öncesi Rusya dış ilişkilerinin stratejilerini dikkate aldığı, Rusya kaynaklarını hesaba kattığı ve hatta Rusya’dan gelen resmi açıklamalara önem verdiğini düşününce Rusya’nın asıl gücü ortaya çıkabilir.

Amerikan hegamonyasında ortaya çıkan kapitalizm ve territoryalizm sisteminin hem frenleyicisi hem de gizli uygulayıcısı Rusya’nın Amerikan hegamonya sisteminin karşısında en güçlü ve belki de bir sonraki hegamonya sisteminin belirleyicisi olduğu gerçeğini dikkate almak, şu an için yapılan “petrol” temelli stratejik çalışmaların anlaşılmasında, yatırım analizlerinde ve sektörün geleceği hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya yardımcı olacaktır. Rusya dış politikasını takip etmek ve bu ülkenin yaptığı hamleleri analiz etmenin, kısa ve orta vadede yatırım yapacaklar için hayati önemde olduğunu vurgulamak  isterim.

Demark Trendline

16 Kasım 2009 Yazan Mustafa KEYSAN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

DEMARK TREND LİNES

Level  1  :  Referans mumunun sağından veya solundan 3’er mumdan büyük/küçük olması .

Level 2  : Referans mumunun sağından veya solundan 5’er mumdan büyük/küçük olması .

Level 3  : Referans mumlarının sağındakinden ve solundakinden 7’şer mum büyük/küçük olması.

Up Trend Özellikleri

1. Trend çizgisinin kırılmadan önceki mumu aşağı doğru olur , bir sonraki mum ise trend çizgisine        geçmesi  gerekli.

2. Kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı trend çizgisinin üzerinde olmalı ve bir önceki mumun kapanışından büyük olmalı ve kırılma yönünde hareket  etmeli.

3. Kırmayı yapan mumun bir önceki mumun kapanışı ve alma baskısı şimdiki mumun ( kırılma mumu ) aşağısında olmalı.

4. Kırılma mumu 2 önceki mumların kapanış fiyatlarının üstünde açılması gerekli ve kırılış mumunun trend çizgisi bir önceki mumun en üst noktasının üzerinde olması gerekli.

Alma Baskısı :  Kırılma olmadan önceki mumun aşağıya doğru büyük bir spayk atar.Bu spayk kırılışının gücünü gösterir ve kırılma ve alış için sinyal verir.

Down Trend Özellikleri

1. Trend , aşağı doğru kırılmadan önceki mum yukarı doğru olur ve bu mumdan sonra gelen mum aşağı doğru olup down trendi kırar ise.

2. Kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı trend çizgisinin altında olmalı ve bir önceki mumun kapanışından daha aşağı bir seviyede olmalı ve kırılma yönünde hareket etmeli.

3.Kırılma yapan mumun bir önceki mumun kapanışı ve satma baskısı kırılma yapan mumun üstünde olmalı.

4. Kırılma mumu 2 önceki mumların kapanış fiyatlarının altında açılması gerekli ve kırılış mumunun trend çizgisi bir önceki mumun en alt noktasının altında olması gerekli.

Satış Baskısı  : Kırılma olmadan önceki mum yukarıya doğru büyük bir spayk atar. Bu spayk kırılışın gücünü gösterir ve kırılma ve satış için sinyal verir.

*Yukarıda up trend ve down trend özelliklerinden bir tanesinin olması bile Demark’ın doğruluğunun kanıtıdır.Kırılma sinyalleri verir.

*Bu özellikler ve Demark trend lines hisse senetleri için olduğu kadar forex piyasalarından en çok görülen ve en önemli özellikler ilk özelliklerdir.

*Eğer yukarıda sayılan özelliklerden bir tanesi bile uymaz ise Demark işe yaramaz.

*Trend lines çizilirken 2 tane referans spaykı alınır. Bu spaykların her ikiside aynı yönde olmalı ( ya ikiside üst noktada yada dip noktada olmalı ) . Referans mumlarının sağındaki ve solundaki mumlar bunlardan daha kısa olmalı.

*Referans spayklarını alırken ilk olarak belirleyeceğimiz sağdaki olmalı. Yani sağdan sola doğru olmalı.

Risk Yönetimi

Uptrend kırılışlarında dikkat edilecek 3 önemli kural.

1. Eğer kırılma yapan mumdan sonra gelen mumun açılışı ve ilerlemesi kırılma mumundan düşük ise işlem risklidir. Uygun yerde işlemden çıkın.

2. Kırılma mumundan sonra açılan mum , kırılma mumunun kapanışının altında açılır ve kırılma fiyat seviyesinin altında kapanırsa işlemden çıkın.

3. Kırılma mumundan sonraki mum , kırılış mumunun en üst seviyesini geçmez ise işlemden çıkın.

*Downtrend için dikkat edilecek kurallar up trend kurallarının tam tersi.

*Bu kurallar ve özellikler beklentilerin yönünde tahminlerdir.

***Kırılma olduktan sonra , kırılışın ne kadar süreceğini tahmin etmek için ; up trendlerde kırılma olmadan önceki en dip noktadan trendline kadar ne kadar var ise kırılma olduktan sonra yaklaşık olarak o kadar gider.Downtrendlerde ise kırılma olmadan önceki en tepe noktayla trend çizgisi kadar olan pip kadar kırılma olduktan sonra gider.

Mustafa KEYSAN

Finansal Analist

Forex Aracısı seçerken dikkat edilmesi gereken unsurlar

10 Ekim 2009 Yazan Kudret AYYILDIR  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Birçok önemli değişkenin olduğu forex brokerleri ile ilgili olarak yeni başlayan bir kişinin seçim yapması oldukça zordur ve bir o kadar da hayatidir.
Yeni başlayan birinin çoğu kez iyi bir aracı bulma şansı azdır. Aşağıdaki aşamaları dikkatle uygulayarak kendinize iyi bir broker (aracı) bulma şansına sahip olabilirsiniz:

İlk etapta seçim kriterlerinizi belirleyeceksiniz ve bunun için kendinize bazı sorular sormanız gerekecek. İkinci aşamada bu belirlediğiniz kriterlere uygun aracıları bulmak için aracılar arasında karşılaştırma yapacaksınız. Son olarak da belirlediğiniz aracılar için bir demo hesap açarak kendilerine sorular sorarak sizinle ilgilenme ve iletişim kurma becerilerini ve forex işlemleri yaparken platformların ve işlem kanallarının size uygunluğunu test edeceksiniz. Umarız bu sağladığımız imkân size faydalı olur.

Aşama 1: Araştırın ve Kendi Kriterlerinizi belirleyin.

Bu aşamada yapmanız gereken şey öncelikle ne gibi kriterlerin araştırılması gerektiğidir. Bunu yaparken öncelikle kendinize bazı sorular sormalısınız.
- Broker düzenleyici otoriteler tarafından kayıt altına alınmış mıdır? (Düzenleme otoritelerine örnek olarak: ABD için National Futures Association (NFA) veya Commodity Futures Trading Commission (CFTC); Broker İngiltere menşeli ise Financial Service Authority (FSA) örnek olarak verilebilir. )
- Broker dealing desk tipinde mi işlem yapmaktadır? sabit spread mı yoksa değişken spread mı uygulamaktadır? spread genişliği nedir?
- Broker ne kadar kaldıraç imkânı sunmaktadır. (Yüksek kaldıracın bir aldatmaca olduğunu ve öldürücü unsur olduğunu söylememize gerek yoktur umarız…)
- Ne kadarlık bir sermaye ile işlem yapacaksınız ve Broker’in bu kadarlık bir sermaye için sunduğu şartlar nelerdir.
- Hesap tipleri arasında faizsiz işlem yapılan tipler de var mıdır? Bu hesap tiplerinin şartları nelerdir ve sizin stratejilerinize uygun mudur?
- Broker kaliteli market araştırma araçları sunuyor mu? Haber ve her türlü bilgi kaynağına erişim seviyesi nedir?

Aşama 2: Brokerleri Karşılaştırın.

Forex Piyasasında işlem gören broker şirketler arasındaki özelliklerini karşılaştırabilirsiniz. Bu karşılaştırma sizin hangi broker şirketle çalışacağınıza da karar vermenize yardımcı olacaktır.

Aşama 3: Demo hesabı açın ve Broker’a sorular sorun.

En az iki broker seçerek demo hesap açıp bunları işlem yaparken de test edin ve aralarında seçim yapmaya çalışın. Test ederken piyasanın hızlı ve yavaş hareket ettiği dönemler için brokerlar arasındaki farka dikkat edin ve günün farklı saatlerindeki işlem yapma imkânlarını da karşılaştırın. Karşılaştığınız sorunlarda sizinle nasıl ilgilenildiğine dikkat edin.
Demo hesabın bir gerçek hesap olmadığını ve demo hesap ile gerçek hesap arasında bir farklılık olup olmadığını da son olarak test etmelisiniz. Gerçek hesap açma aşamasında emin olsanız da yine de küçük bir meblağ ile brokeri teste tabi tutmanızın sizin yararınıza olduğuna emin olabilirsiniz.

Bol kazançlar dileriz…

Kudret AYYILDIR

Finansal Analist

Sonraki yazılar »