NEDİR BU EKONOMİK VERİLER

05 Ekim 2009 Yazan FOREXPORTAL  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Bilindiği üzere forex piyasasının kaynağı paradır. Para birimleri değer kazanmalı veya kaybetmeli ki forex piyasası canlılığını koruyabilsin. Para biriminin değerini ise ülkelerin açıkladığı ekonomik veriler belirler. Haftalık, aylık veya yıllık olarak açıklanan bu veriler arasında en önemlileri olarak faiz kararları, GSYİH, işsizlik oranı, tarım dışı istihdam, üretici ve tüketici fiyat endeksi verileri gelmektedir.

Önemli olan verilerin paranın değerini nasıl etkileyeceğini kısaca değerlendirelim;

  • Faiz Kararları  (MINIMUM BİD RATE)

Faiz kararları bulundukları ülkenin para politikalarını derinden etkilediğinden, parite üzerinde de etkisi büyük olur. Faiz kararında bir artış yaşanırsa para bundan olumlu etkilenir, düşürülmesi halinde ise para değer kaybeder.

  • Gayri Safi Yurtiçi Hasıla  (GROSS DOMESTİC PRODUCT – GDP)

GSYİH, bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeridir. Açıklanacak rakamların yüksek gelmesi para açısından olumlu olabilirken, düşük verilerde olumsuzluk yaratabilir.

  • İşsizlik Oranı  (UNEMPLOYMENT RATE)

Ülkenin işsiz oranının görüldüğü bir veridir. Bu veride açıklanan rakamlar yüksek olursa para bundan olumsuz etkilenebilir. Düşüş olması halinde ise bundan olumlu etkilenecektir. Yüksek işsizlik oranı faiz oranları üzerinde aşağıya doğru baskı yaratır.

  • Tarım Dışı İstihdam  (NON-FARM EMPLOYMENT CHANGE)

Tarım dışında ki istihdam oranlarının nasıl değiştiğini görebileceğimiz bu veride gelecek rakamla piyasalar oldukça fazla hareket yaşayabilir. Yüksek rakamların gelmesi para açısından olumlu olabilirken, düşük gelmesi halinde ise para olumsuz etkilenir.

  • Üretici Fiyat Endeksi  (PRODUCER PRICE INDEX – PPI)

Toptan satış fiyatlarındaki değişiklikleri ölçer ve emtia, endüstri ve üretim aşaması olarak ayrı ayrı incelenir. Yüksek değerlerdeki ÜFE daha yüksek bir tüketici fiyat enflasyonuna sebebiyet verecektir ve bu da kısa vadeli faiz oranlarındaki bir artışa sebebiyet verebilir. Belirgin bir enflasyon baskısı o para birimine olan güven üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.

  • Tüketici Fiyat Endeksi  (CONSUMER PRICE INDEX – CPI)

Tüketiciler tarafından satın alınan sabit bir ürün ve hizmet sepetinin ortalama değerini belirten bir veridir. Tüketici harcamaları ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmını oluşturur. Enflasyon uzun vadeli bir problem haline gelirse, para birimine olan güven gittikçe azalır ve para birimi değer kaybeder.

Bu verilerden başka ticaret dengesi, cari hesap, dayanıklı ürünler fiyat endeksi, tüketici güven endeksi gibi birçok veri bulunmaktadır. Bu makro ekonomik veriler uzun vadede gelecek trendleri tahmin edebilmek, kısa vadede ise döviz kurların da itici faktör olduğu için ciddi bir öneme sahiptir. Oyuncuların yapacakları analizlerde bu verilere dikkat etmesi bu açıdan önemlidir.

Gülnur DERİCİ

Finansal Analist

PETROLDE TEMEL ANALİZ

30 Eylül 2009 Yazan Serkan ŞAHİN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Forex piyasalarında işlem yapanlar arasında orantılarsak teknik analizin temel analize göre daha çok kullanıldığını görebiliriz. Teknik analizin dayandığı matematiksel hesaplamalar kısa vadeli işlemler sırasında hayati derecede önemli bilgiler vermekte ancak işlemlerini orta ve uzun vadeli dönemlerde planlamaya çalışanlar için temel analizin gerekliliği yadsınamayacak boyutta. Petrol ya da doğalgaz kağıtlarıyla işlem yapmak isteyenler içinse ister kısa vadede ister orta veya uzun vadede olsun, temel analizin öneminin teknik analiz kadar olduğunu söyleyebiliriz. Petrol ve doğalgaz işlemlerindeki temel analiz sırasında gözönünde bulundurulması gereken faktörler de parite işlemleri sırasında dikkat edilen faktörlerden farklı ve daha geniş boyutlu bir yelpazede incelenmek durumunda. Bu durum petrol başta olmak üzere enerji ile ilgili finansal işlemlerin doğasıyla birebir alakalı. Bu yazıda petrol üzerinde konuşarak temel analiz kavramını incelemeye çalışalım.

Dünya sanayisi ve ekonomisinin petrol ile tanıştığı günden itibaren, dünyadaki hemen hemen her küresel konu bu emtianın etkisinden öyle ya da böyle etkienmiştir. 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl ortasına kadar dünyanın gelişen durumuna ve potansiyeline paralel ilerleyen ve kendini bir şekilde bu duruma uydurmaya çalışan petrol sektörü, 2. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle beraber kendisini tüm dünyanın siyaset, ekonomi, hudut ve hatta din konularındaki çekişme ve sürtüşmelerin lokomotifi olarak buldu. Burada bu öncü güç olarak öne geçişin tesadüfi ya da zorla olduğu gibi bir anlam vermek istemeyiz ancak sektörün kendisi bile durumun bu derece geniş bir ağ ile örüleceği öngörüsünü yapamamıştı. OPEC’in kurulumuna kadar özel sektörün denetimindeki petrol sektörü, OPEC ile beraber devletler ve uluslararası şirketler arasında meydana gelen bir savaşa dönüştü. Bu savaşın etkileri yüzyılın son yarısındaki her olayda, dünyanın her bölgesinde en acı şekilde hissedildi. “Kuzey’in gelişmiş ülkelerindeki zenginliği Güney’in gelişmemiş ülkelerine aktarmak” niyetindeki (Yergin, 729) OPEC ‘in sonradan eline geçen para karşısındaki sarhoşluğu ve bunun sonunda yine “Kuzey”e vergi verir duruma düşmesi trajikomedisinde zarar gören üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan hakların ortaya çıkan nefreti, günümüzde “Küresel Terör”ün en büyük bahanesi durumuna geldi. Etkileri bu derece günlük yaşımımızda hissedilen petrolün temel analizinde tarihin tozlu sayfalarında zorla bırakılan bazı gerçeklerden ziyade devletlerin uzun dönemli planları, stratejileri, savaşlar, ekonomik hareketlilikler, altın ve gümüş gibi emtiaların durumu ve hatta iklimsel ve jeolojik olayları hesaba katmak gerçek bir zorunluluk. Daha sonra ayrıntısını vermeyi planladığım bir örnekle duruma ufak bir bakış açısı kazandırma çabasına girelim; Son zamanlarda sıkça duyulan “küresel ısınma” ile ortaya çıkan bazı iklim olaylarının petrole ve ekonomiye etkisini gözden kaçırmak hiç doğru olmaz. Kuzey Kutbu’ndaki buzulların çekilmesinin petrol faaliyetlerine ve taşımacılığına yaptığı olumlu etkiyle beraber bölgedeki bilinen rezervlerin üretiminin arttırılması, araştırma yapılmamış bölgelerde ise jeofizik araştırmaların hız kazanması sonucu krizin en yoğun olduğu zamanlarda petrol az da olsa rahat nefes alıp makul seviyeleri bulabildi. Ayrıca Kuzey Kutbu’nda ortaya çıkan bu taşıma kolaylığı sayesinde Norveç ve Rusya’nın kuzey kaynaklarından Çin’e petrol sevkiyatında maliyetleri düşürebilmiş olmasının Çin gibi “zorunlu” bir şekilde günümüz ekonomisinin devi olmuş ülkedeki üretimin kriz sırasındaki yıpranmasını telafi etmesinde azımsanmayacak katkısı oldu. Bu etki doğrudan petrol talebini ve fiyatını etkilediği için de petrol fiyatlarının hızlı bir şekilde 30 dolarlardan 70 dolarlara tırmanmasında ciddi bir etken. Bu durumu gözönünde bulundurmadan orta ve uzun vadeli bir fiyat tahmini yapmak gerçekten zor.

Küresel ısınmanın tehdit olarak ortaya sürülmesi ve bu konuyla ilgili olarak başlatılan alternatif enerji kaynakları ile ilgili teknik araştırmaların da yine petrol şirketleri ve aktörleri tarafından ortaya çıkarılan fikirler olduğunu söyleyen bazı teoriler de var. Hatta bu konuyu kullanarak nükleer, hidroelektrik gibi çevre etkisi tartışılan enerji üretim tiplerine karşı yürütülen lobi çalışmalarının da doğrudan petrol şirketleri tarafından finanse edildiğini söyleyenler de var. Kendi içinde kendine bu kadar muhalefet başka bir sektörün olduğunu sanmıyorum. Bu kendi içindeki karışık ilişki ağı bize petrolün spekülasyonu konusunda tedirgin edici gelebilir. Bu spekülasyondan karlı çıkmak mümkün. Bunun için temel analizin bazı temel kurallarını atlamamak lazım. Bunları; “Petrol sektöründe bazı şirket ve kurumlar asla kaybetmez.”, “Petrol söz konusu olunca dünya her zaman küreseldir” ve “Petrolün olmazsa olmazı dolardır” şeklinde sıralayabiliriz. Bunlara eklemeler yapmak mümkün ancak bu temel konular gözardı edildiğinde analizin başarısı sapmalarla sonuçlanabilir. Bunlara ek olarak da bu temel kuralları orta ve uzun vadeli analiz çalışmalarında yapmak daha iyi sonuçlar verecektir.

Petrolün temel analizi konusu burada yazamayacağımız kadar karışık, hiçbir şekilde özetleyemeyeceğimiz kadar köklü ve hayretlere düşürecek kadar basit temeller üzerine kurulu. Bu analiz konularını algılamak, doğru şekilde analiz etmek ve teknik analizle birleştirmek için sabırlı olmalı, tarihle barışık yaşamalı ve algıları ciddi şekilde açık tutmalıyız. Bunun dışında yapılacak her türlü analiz çalışması ve bu analizle yapılacak işlem kumar oynamaktan öteye gidemez.

Serkan ŞAHİN

Petrol Mühendisi

GÜNÜMÜZDE REZERV PARA KULLANIMI

29 Eylül 2009 Yazan FOREXPORTAL  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Bretton Woods Antlaşması ve Marshall Planı sonrasında (1950’lerden itibaren) USD dünyanın rezerv para birimi haline geldi. 1970’lerde Bretton Woods sisteminin çökmesi ile sabit kur sistemi çökmüş ve Batı Avrupa’da para birimlerinin serbest olarak dalgalanmaya bırakıldığı bir dönem başlamıştır. Dalgalanan kur sistemi, ortak müdahaleler yapmayı ve ticarette rekabet avantajı sağladığı için global ekonominin daha iyi yönetilmesine katkıda bulundu. 1999’da Euro’nun tedavüle girmesi ile birlikte piyasanın genel işleyişine istikrar kazandırması açısından daha da etkili oldu.

Avrupa teknik olarak ABD’den daha büyük bir ticaret bloğu, Euro ise para tabanı açısından USD ile eş değerde bir para birimi olsa da, USD global rezerv para birimi olma özelliğini korudu. Gelişmekte olan ekonomilerin global ekonomiye dahil olma sürecinde, bu ülkelerin para birimlerinin USD’ye bağlanması global piyasaların istikrarı ve şeffaflığı açısından gerekliydi.

Günümüzde Amerikan Doları en yaygın rezerv para birimidir.1, 2, 5, 10, 20, 50, 100′lük banknotlardan oluşur. Tüm rezerv paraların 2/3′ünü oluşturur. Amerika Birleşik Devletlerinin ortak para birimidir. Euro ise yaygın olan ikinci rezerv para birimidir. 5, 10, 20, 50, 100, 200, 500′lük banknotlardan oluşur. Tüm rezerv paraların 1/4′ünü oluşturur ve Avrupa Birliği üye ülkelerin ortak para birimidir. Üçüncü sırada ise İngiliz Sterlini gelmektedir. 5, 10, 20, 50′lik banknotlardan oluşur. Birleşik Krallık’ın resmi para birimidir. İsviçre Frangı ise istikrarı nedeni ile ilgi gören rezerv para birimidir. 10, 20, 50, 100, 200, 1000′lik banknotlardan oluşur.  Amerikan doları, Euro ve İngiliz Sterlin’inden sonra rezerv parası olarak Japon Yeni gelmektedir. Dünyanın 2. büyük ekonomisi olan Japonya’nın para birimidir ve değeri döviz kurunda 5 para birimine göre ( TRY, USD, EUR, GBP, CHF ) çok daha düşüktür.

REZERV PARA BİRİMLERİ VE KULLANIM ORANLARI

1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008
ABD DOLARI % 59.0 % 62.1 % 65.2 % 69.3 % 70.9 % 70.5 % 70.7 % 66.5 % 65.8 % 65.9 % 66.4 % 65.7 % 64.1 % 64.0
EURO - - - - % 17.9 % 18.8 % 19.8 % 24.2 % 25.3 % 24.9 % 24.3 % 25.2 % 26.3 % 26.5
İNGİLİZ STERLİNİ % 2.1 % 2.7 % 2.6 % 2.7 % 2.9 % 2.8 % 2.7 % 2.9 % 2.6 % 3.3 % 3.6 % 4.2 % 4.7 % 4.1
JAPON YENİ % 6.8 % 6.7 % 5.8 % 6.2 % 6.4 % 6.3 % 5.2 % 4.5 % 4.1 % 3.9 % 3.7 % 3.2 % 2.9 % 3.3
İSVİÇRE FRANKI % 0.3 % 0.2 % 0.4 % 0.3 % 0.2 % 0.3 % 0.3 % 0.4 % 0.2 % 0.2 % 0.1 % 0.2 % 0.2 % 0.1
ALMAN MARKI % 15.8 % 14.7 % 14.5 % 13.8 - - - - - - - - - -
FRANSIZ FRANKI % 2.4 % 1.8 % 1.4 % 1.6 - - - - - - - - - -
DİĞERLERİ % 13.6 % 11.7 % 10.2 % 6.1 % 1.6 % 1.4 % 1.2 % 1.4 % 1.9 % 1.8 % 1.9 % 1.5 % 1.8 % 2.0
*1995-1999, 2006-2008 IMF : Currency Composition of Official Foreign Exchange Reserves

*1999-2005 ECB : The Accumulation of Foreign Reserves

Gülnur DERİCİ

Finansal Analist

ULUSLARARASI PARA SİSTEMİ VE GÜNÜMÜZDE YAŞANAN SORUNLAR

28 Eylül 2009 Yazan FOREXPORTAL  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

 

Uluslararası para sistemi, ulusal paraların birbirine çevrilmesini ve dolayısıyla uluslararası ödemelerin yapılmasını sağlayan sistem ya da mekanizmalar olarak tanımlanabilir. Uluslararası para sisteminin amaçlarını 6 maddede açıklayabiliriz:

1-      Uluslararası rezervlerin seçilmesi, tanımlanması, rezerv arzının düzenlenmesini sağlamak,

2-      Uluslararası para ve kredi arzını düzenlemek,

3-      Döviz kurlarının belirlenmesi ve işleyişinin sağlanması,

4-      Ülkeler arası dış ödemeler bilançosu dengesizliklerinin giderilmesine yönelik çözümlerin bulunması ve işleyişinin sağlanması,

5-      Siyasi açıdan bağımsız olan ülkelerin, birbirleriyle çatıştığı ekonomik politikalarının uyumlaştırılmasını sağlamak,

6-      Ülkeler arasındaki mal, hizmet ve sermaye alışveriş ilişkisini, borç alacak hesaplarını düzenlemektir.

Uluslararası para sisteminin işleyişi içerisinde bir para biriminin uluslararası alanda kullanılabilmesi için bazı faktörler zorunlu olmaktadır. İlk olarak paranın değerine ve dolayısıyla parayı basan ülkenin performansına güven duyulması gerekmektedir. İkinci olarak parayı basan hükümetin politik açıdan istikrarlı olduğuna güven duyulmalıdır. Üçüncü olarak ise, ülke büyük ve güçlü finansal pazarlara sahip olmalıdır.

Sistemin düzgün bir şekilde devam etmesi için parasal alanda uluslararası işbirliği şarttır. Bu işbirliği de ülkeler arasında ödeme yöntem ve araçlarının saptanması, para standartlarının seçimi, döviz kurlarının belirlenmesi, dış ödemelerinde güçlüklerle karşılaşan ülkelere kredi açılması, ulusal para politikaları arasında uyum sağlanması gibi konuları kapsamaktadır. Bu işbirliği konularının tam olarak yerine getirilmesi için iki uç durum ortaya çıkmaktadır:

I. Uluslar parasal bağımsızlıklarının tümünden vazgeçerek tek bir dünya parası kabul edebilirler. Bu durumda ulusal para sistemleri ortadan kalkacaktır, uluslararası para sistemi de herhangi bir ulusal para sisteminden farksız hale gelecektir.

II. Uluslar parasal bağımsızlıkları konusunda hiçbir işbirliği ve fedakârlığa yanaşmazlar ve böylece birbiri ile bağıntısı bulunmayan, bağımsız ulusal para sistemleri söz konusu olacaktır. Ulusal paralar arasındaki ilişkiler de tek yanlı, ulusal uygulamalarla düzenlenir.

Dünyadaki gerçek durum ise genellikle bu iki uç durum arasında yer almaktadır. Bunun için uluslararası para sisteminin kapsamı da çeşitli uluslararası ve ulusal kurumlardan, uluslararası anlaşmalardan ve ulusal uygulamalardan oluşmaktadır.

Uluslararası Para Sisteminin Tarihçesi

Ulus devletlerin ortaya çıkışı ile önem kazanan para sistemi, yeni pazarların bulunması ile hız kazanmıştır. Devletler arasında yapılan ticaretlerde ödemeler konusunda sorunların ortaya çıkması ile paranın standardizasyonuna yönelik çalışmalar yapılmıştır. Çalışmalar sonunda gümüş para sistemi uygulanmaya başlanmış, Amerika kıtasının keşfi ile Avrupa’da altın miktarının artması sonrasında da altın standardına geçiş yaşanmıştır.

I.Dünya savaşı sonrasında yaşanan krizler ve ticaretin giderek artan boyutu altın para sisteminin yetersizliklerini ortaya çıkarmıştır. Bu da ülkeleri yeni bir sistem arayışına itmiştir. Bu süreç sonrasında ABD’nin Bretton Woods kentinde uluslararası para sisteminin yeni bir düzen getirmek için bir konferans düzenlenmiş ve bu konferans sonrasında “Bretton Woods” sistemi uygulanmaya konulmuştur.

Bretton Woods sistemi ekonomik kriz sonrasında uygulamadan kaldırılmak zorunda kalmıştır. Günümüzde ise, uluslararası kurallara bağlı bir sistem kurulamamıştır. Her ülke kendi para sistemini uygulamaktadır. Fakat bunun yanında çeşitli ülkeler paralarını tek bir ülkenin paralarına bağlarken bir kısmı da Euro gibi parasal birlikler oluşturmuşlardır. Bu süreçte küreselleşme olgusu ülkelerin para sisteminin etkileşimini sağlayarak ulus sınırları içerisinde kalmasını güçleştirmektedir.

Günümüzde Uygulanan Uluslararası Para Sisteminin Sorunları

Bretton Woods’da temeli atılan altın döviz standardı sisteminin çöküşünden sonra ortaya çıkan bugünkü sistemin en önemli özelliği çok paralı rezerv sisteminin oluşu ve merkezileşmemiş yapısıdır. Rezerv talebi; döviz, para ve sermaye piyasaları yetkilileri tarafından bağımsız olarak sağlanmaya çalışılmaktadır. Uluslararası rezerv varlıkları diğer sistemlere göre daha çeşitlidir. Altının 1953’den beri rezervler içindeki payı da azalmaktadır. Ancak altın fiyatının aynı dönemde dolar kurundan daha az dalgalandığı unutulmamalıdır.

ABD’nin ödemeler dengesinde ki bozulmalar ve bununla beraber ABD’nin piyasaya talepten fazla dolar sürmesi ve aynı zamanda dış ticaret dengesini devalüasyonlar yoluyla sağlamaya çalışmıştır. Bu devalüasyonların beklenen gelişmeyi yapmaması sonucu döviz kurlarında belirsiz dalgalanmalar yaratmıştır. Rio Antlaşması’ndan sonra paraların altına çevrilebilirliğinin kalmaması,  döviz piyasalarında görülen belirsizlikler, ülkelerin politika koordinasyonunu ve disiplinini tam olarak sağlayamaması uluslararası para sistemin de bir düzensizliğin olduğunu göstermektedir.

Bugünkü sistemin bazı eksiklikleri olmasına rağmen bazı avantajları da oluğu iddia edilmektedir. Bunların başında ise bugünkü sistemin, iç para politikalarında etkinliğini arttırdığı ve bağımsızlığını sağladığı iddiası gelmektedir. Ancak son yıllarda gözlenenler bunun her zaman geçerli olmadığını göstermektedir. Bugünkü çok paralı rezerv sisteminde bazı paraların birbirinin yerine serbestçe kullanılması, bu paralara hem yurt içinde hem yurt dışında talep olması ülkelerin bağımsız parasal politikalar uygulamasını imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle bu ülkelerin parasal politikalarını koordinasyon içinde oluşturmaları ve beraber hareket etmeleri gerekmektedir.

Bugünkü sistemin son yıllarda gözlenen en büyük sorunu özellikle bazı büyük sanayileşmiş ülke paralarında belirsiz, önceden tahmin edilemeyen, büyük kur dalgalanmaları ve düzensizlikler görülmektedir. Bunlar da yatırım seviyelerinin düşmesine, kaynak dağılmasının bozulmasına ve ödemeler dengesindeki bozulmaların düzeltilmesinde maliyet yaratılmasına yol açmaktadır. Politika disiplinini ve koordinasyonunu sallayacak etkin bir mekanizmanın olmayışı da sistemin önemli sayılacak eksikliklerinden biridir. Çünkü bu eksiklik yukarıda sözü edilen sorunlara yol açmaktadır.

Bugün kabul edilmesi gereken olgu sistemin ciddi problemleri olduğudur. Gerek sermaye piyasalarında gerek mali piyasalarda önemli problemler yaşanmıştır. Bu ise sistemde bir istikrarsızlık unsuru olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan sistemde istikrarı sağlayarak değişimlere gidilmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bugün parası rezerv para olan ülkelerin parasına hem yurt içinde hem yurt dışında talep olması bu ülkelerin parasal politikalarının birbirinden bağımsız olamaması, kurlarda daha büyük dalgalanmalara yol açmaktadır. Bu nedenle ülkelerin bütün halinde parasal politikalarını uyum içinde oluşturmaları gerekmektedir. Bu ise sabit kur sistemine geçilmesi ile mümkün görünmektedir.

Gülnur DERİCİ

Forex Piyasasında Başarılı Olmak…

27 Eylül 2009 Yazan Kudret AYYILDIR  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Başlıkta da yazdığım üzere size forex piyasasında başarılı olmanın yollarını anlatacağım. Bunun içinde önce forex piyasasını bilmemiz gerek. Şimdi kısaca Forex Piyasası hakkında bilgi verelim.

Forex Nedir?

Forex İngilizce FOReign EXchange kelimelerinin kısaltmasıdır, ülkelerin para birimlerinin değişim piyasasıdır. Yani bir ülkenin para birimi karşılığında diğer bir ülkenin para biriminin alındığı veya satıldığı piyasadır.

Forex’in Tarihçesi

Bugün Forex olarak bilinen piyasaların temeli 1973 yılında atılmıştır. Fakat paranın bir para biriminden diğer para birimine çevrilmesi çok eski çağlara kadar uzanmaktadır. İkinci Dünya savaşından önce dünyada en baskın para İngiliz Pounduydu. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin Almanya ile olan mücadelesi sonucunda  Pound gücünü kaybetti. 1929 krizi ile gücünü kaybetmiş olan Amerikan Doları, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan ekonomisinin güç kazanması ile günümüze kadar en çok kullanılan para birimi olmuştur ve Amerika Birleşik Devletleri de dünyanın ekonomik gücü haline gelmiştir.

Forex Piyasasının Dünya Ekonomisindeki Yeri

Forex piyasası tüm gelişmelere en hızlı tepki veren bir piyasa olma özelliğinden dolayı Dünya Para Piyasasının kalbi konumundadır. Nedeni ise Uluslar arası büyük çaplı yatırım fonları (hedge fonlar) , portföylerinin büyük bir kısmını gelişmekte olan ülkelerin para ve sermaye piyasalarında değerlendirirler. Dünya üzerindeki olumlu veya olumsuz gelişmeler bu fonların risk algılamalarına göre, ani giriş veya çıkışlar yapmasına sebep olurlar. Bu hareketlerin ilk yansıdığı yer kurlardır ve bu hareketleri en iyi görebileceği yer Forex piyasasıdır Bunun yanı sıra dünya ekonomisinin patronu olan FED (Amerikan Merkez Bankası) , faizlerdeki değişim veya stabilizasyon kararlarını genellikle hem Türkiye hem de birçok Avrupa piyasalarının kapalı olduğu akşam saatlerinde açıklar. Bu kararların etkilerini ilk göreceğimiz yer yine kurlardır, yani paritelerdeki artış veya azalışlardır. Bahsi geçen piyasalar kapalı olduğu için ancak paritelerdeki hareketlerden sonra reaksiyon verebilmektedirler.

Forex’i Tercih Etme Nedeniniz?

Bireysel yatırımcılar dünyanın en büyük ve en likit finansal piyasasının avantajlarından faydalanma olanağına sahipler. Dünyanın dört bir yanından insanlar Forex’in eşsiz avantajlarından faydalanmak için bu piyasaya yöneliyorlar. Çalışan kişiler iş zamanı dışında istedikleri zaman bu piyasada işlem yapabiliyorlar. Yatırımcılar her türlü önemli habere anında tepki verebildikleri için zaman maliyetinden doğan kayıplara uğramıyorlar Ortalamada günlük 2 trilyon Amerikan Doları işlem hacmiyle dünyanın en büyük finansal piyasasıdır. Bu piyasada büyük bankaların, aracı kurumların ve bireysel yatırımcıların sürekli işlem yapmalarından dolayı likiditesi çok yüksektir. Uygulanan kaldıraç oranına göre, yatırımcının hesabındaki para teminat olarak kullanılarak, yatırımcıya teminatın belirli katı kadar işlem yapma olanağı veriliyor. Aracı kurumlar, yatırımcılara 1;400 oranına kadar kaldıraç oranı uyguluyorlar. Yani yatırımcı belirlenen orana göre hesabındaki parasının 400 katına kadar işlem yapabiliyor. Dünyanın en büyük finansal piyasası olan Forex’i manipüle etmek mümkün değil.

Forex piyasası ile ilgili bilgileri verdikten sonra bu piyasada başarılı olmak için yapmamız gerekenleri maddeler halinde açıklayalım.

1-)Stop Loss emrini kullanmak hesap batırmamada en önemli etkenlerden birisidir.

İşleme giriş yapılırken stop emri girilmelidir. Başarılı bir yatırımcı kâr etmeye başladığında kârı geri dönüş sinyalleri gelmeden kesmez. Elde ettiği küçük bir kâr ile yetinmemeyi bilir ve zarara uğramaya başladığı zaman, önceden belirlediği sınırda pozisyonunu kapatır. Böylelikle büyük bir kayıp önlenmiş olur. Bunun için stop emir konulur. Hatta pozisyon açtığınız anda bir stop emri girmeniz tavsiye edilir, uygun şekilde yerleştirdiğiniz stop emri sizi aşağıda belirtilen oluşabilecek ciddi risklerden koruyacaktır. Bu riskler:

a) Zararın kısa yerden kesilememesi

b) Zararda uzun süre kalınması

c) Küçük zararların alınamaması

d) Bir ya da iki işlemde sermayenin büyük kısmının kaybedilmesi,

e) Hatalı olunduğunun kabul edilmemesi

f) Sizi cesaretlendiren ve işlem planınızı terk etmenize yol açan kişileri dinlemek

2- Sağlam yazılı işlem planına sahip olmaları:

İyi işlem planının başarılı bir yatırımcıya sağlayacağı avantajlar;

a) Küçük kâr olasılığı için yüksek düzeyde risk almaz

b) Zarardaki pozisyona ilave yapmaz

c) Bir işlemde çok fazla paranı riske etmez

d) Sermayenin çoğunun marjin olarak kullanmaz

e) İşlemin zaman içinde hatada olup olmadığını görmek için kontrol eder

f) Yüksek işlemler yapmaz.

g) Düşüş trendlerinde oluşabilecek fırsatların değerlendirir.

3- İşlemlerini yeterli, gerekli ve güvenilir verilere bakarak yapmaları:

Yatırımcıların birçoğu, küresel bilgi ve göstergelere bakarak işlem hükümleri vermektedirler. Yatırımcılar sabah gazetelerden baktıkları haberlere göre piyasaya atlamazlar. Piyasayı daha iyi öğrenmek için gerekli bilgileri elde etmek için yeterli çaba harcayıp ve zaman ayırırlar. Birçok broker’e göre gün içinde elde edilen kapsamlı ve uluslararası bilgilerle piyasaya girmek başarı için en gerekli sebeptir. Başarılı Yatırımcı kendine ve bilgisine güvenir ve kesin olmayan kaynaklara göre işleme girmez.

4- Paralarını yönetmeleri:

Forex için en iyi yöntem para yönetimi yazılı işlem planının bir bölümü olarak görülmektir. Sermayenizin bütçesini yapmalısınız. Eğer riskiniz sermayenizin %2’sinden daha fazla değilse birkaç zararlı işlemde dahi hayatta kalabileceksiniz. Para yönetimi ile ilgili diğer önemli yaklaşım ise risk ve kazanç oranı olmaktadır.

5- Trend doğrultusunda işlem yapmaları:

Birçok başarılı yatırımcının ortak görüşü, trende karşı işlem yapılmaması gerektiğidir. En üst ve alttan pozisyonlara girilmelidir. Grafikler sizi oluşabilecek büyük zararları önlemek için trend noktalarını ve piyasanın nereden dönebileceğini görmenize yardımcı olurlar. Ayrıca bu bilgi sizin kazançtaki pozisyonunuzdan ne zaman çıkacağınıza da yardım edecektir. Trend piyasası ile işlem piyasası arasındaki farkı iyi tanımanız gerekmektedir.

6- Disipline sahip olmaları:

Yazılı işlem planını takip etmek için disiplinli olmalısınız. Disiplin aşağıda belirtilen avantajları getirir;

a) Önemli kazanç ya da zarar hallerinde işlem planınızı terk etmezsiniz

b) Yetersiz bilgilerle pozisyon açmazsınız

c) Dikkatsiz ve sabırsızca işlem yapmazsınız

d) Küçük sermaye ve az bilgi ile birçok paritede işleme girmezsiniz

e) Grafikleri sürekli takip edersiniz

f) Duygularınızı kontrol altında tutabilirsiniz

g) Stop kullanmayı ihmal etmezsiniz.

7- Yeterli sermaye ile başlamaları:

Aslında sadece yeterli sermaye ile başlamak değildir. Bazı yatırımcılar iyi miktarda para ile başlamalarına rağmen kazanamayabilirler. Çünkü yazılı işlem planı ile sağlam para yönetimi kurallarına sahip olamamaktadırlar. Ayrıca bunları devam ettirecek disipline sahip değildirler. Az miktarda sermaye ile başlamak ve bütün kuralları uygulamak, çok para ile başlayıp dikkatsizce işlem yapmaktan daha iyi olmaktadır. Peki, ne kadar rakam yeterli olacaktır? Bu tamamen sizin işlem planınıza ve bir işlemde ne kadar risk alacağınıza bağlıdır. Ayrıca sermayenizin ne kadarını marjin olarak kullanacağınıza da bağlıdır. Eğer siz sermayenizin %5’lik kısmını bir işlemde risk olarak ayırmaktaysanız o zaman hesabınızda 10.000 dolar bulundurmanız gerekmektedir. Bu rakamda bir işlemde 500 dolar olacaktır. Fakat birçok broker başlangıçta sıkı olarak başlanması gerektiğini söylerler. Eğer sizin işlem başına risk oranınız %2 ise o zaman 25.000 dolar hesabınızda olacak ve siz 500 USD zarardan daha fazlasını almayacaksınız. Stop seviyesini de ona göre belirleyeceksiniz.

8- Kazançtaki pozisyonu devam ettirmeleri:

İyi bir plan kazancınızı devam ettirmenize yardım edecektir. İyi plan duygularınızı karar verirken elimine edecektir. İyi plan size şunu söyleyecektir; ‘ Eğer piyasa trendi işleminize göre devam ediyorsa o zaman kazancınızı koruyacak takip stop konulmalıdır. Bu seviye piyasaya göre gerektiğinde değiştirilebilir. Fakat bu seviye piyasadan çok uzağa konulmamalıdır’. İyi plan size aynı zamanda hatırlatacaktır ki; ‘ Eğer işlemin başındaki temel nedenler hala geçerli ise ve teknik göstergeler işlemi onaylıyorsa işlem kapatılmamalıdır. Eğer %50’lik kâr oranı varsa o zaman işlemi kapatabilirsiniz’. Şartlar izin verirse planınız kazançtaki işleminize ilave işlem eklemenize olanak vermelidir. Fiyat seviyelerinin ve kazanç hedeflerinin yazılmış olması önemlidir. Ayrıca bu yazılı kılavuz yatırımcıyı, temel ve teknik göstergeler pozisyonun devamını önerirken küçük kazançla pozisyondan çıkmasını önlemelidir. Bununla birlikte eğer temel ve teknik göstergeler pozisyonun devamını teyit etmiyorlarsa hemen işlemden çıkılmasını sağlamalıdır. Ayrıca yatırımcı kazançlı pozisyonda iken gelen bilgilerin kaynağına iyi bakmalı ve karar verirken dikkatli olmalıdır.

9- Duygularını işlem yaparken kullanmamaları:

En iyi yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde kendilerinin işlemlerini duygularını katmadan yaptıklarını gördük. Kendilerini işleme yatırmamaktadırlar ve bu sayede işlemden çıkmaları kolay olmaktadır. Bazı yatırımcıdan farklı olarak heyecan ihtiyaçlarını gidermek için ve sıkıntıdan kurtulmak için işleme girmemektedirler. Duygusal korkular yatırımcıları zarardaki pozisyondan çıkmalarını önlemektedir. Bu yüzden başarılı bir yatırımcı duygusal olarak değil, mantıksal olarak hazırlanır, grafiklere, rakamlara, haberlere bakarak karar verir.

Forex piyasasında iyi bir yatırımcı olmak için öncelikle yapmanız gerekenler ve sahip olmanız gereken özellikler.

1. Analitik düşünme yeteneğine sahip olmak yani finansal analiz yapabilmek için hesap kitap bilmek.

2. Gündemi ve ekonomik gelişmeleri yakından takip etmek.

3. Paraya yön veren ve Forex piyasasını etkileyen tüm faktörleri öğrenmek anlamak ve yorumlayabilmek.

4. Sadece Türkiye özelinde değil bütün dünya üzerinde finansal etki gösteren gelişmelere hâkim olmak.

5. Matematiksel analiz bilmek ve bu analizlerden çıkarsamalar yapabilmek.

6. Sistemli ve stratejik bir yaklaşıma sahip olmak.

7. Uzun vadeli düşünmek ve sabırlı olmak.

8. Stratejileri kısa orta ve uzun vadeli olarak belirlemek ve riskleri bu vadeleri dikkate alarak sepet yöntemi ile dağıtmak.

9. Günlük Forex yorumlarını ve haberlerini takip etmek.

Forex piyasasında başarılı olmak için gereken açıklamaları yukarıda belirttik. Başarıya giden yolda bu adımları kullanmak bizim bu piyasada daha başarılı olmamıza yardımcı olacaktır. Ama şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Bu özelliklerin hepsini ne kadar uygularsanız uygulayın en önemli olan kişinin PSİKOLOJİSİ’DİR. Bu piyasada ne kadar iyi olursak olalım ne kadar çok kazanırsak kazanalım eğer psikolojimizi iyi tutamazsak gerekli bilgi ve becerilere sahip olsak bile bu piyasada her zaman kaybetmeye mahkûmuzdur.

Kudret AYYILDIR

Finansal Analist

PETROL KARMAŞASININ KAPISINI BİRAZ ARALAYALIM

24 Eylül 2009 Yazan Serkan ŞAHİN  
Kategori FOREX MAKALELERİ, Forex Gündemi

Yorumlar Kapalı

Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji piyasalarında yatırım yapmak ya da emtia olarak FOREX’te işlemde bulunmak göreceli daha riskli olsa da daha heyecan verici ve sonuçlarının kestirilmesi bakımından daha meydan okuyucu. Bu piyasayı bu kadar zor yapan ise sayısız faktöre bağlı olması ve inanılmaz sayıda varyasyonla sonuçlanması. Bu sayısız faktörün ve varyasyonun anlaşılması için piyasa analizine ek olarak ciddi bir uluslararası politika bilgisine, teknik gelişmelerin takip edilmesi gerekliliğine, makroekonominin temellerinin iyi anlaşılmasına da ihtiyaç duyulmaktadır. Bütün bunlara ek olarak çok ileri düzeyde bu piyasayı inceleyen kişilerin pariteler arası hareketlere, global enerji stratejilerine, devletlerarası ilişkilerin orta ve uzun vadedeki gidişatlarına, hatta geniş petrol üretim ve rafinaj bölgelerindeki iklimsel ve jeolojik bilgilere dikkat ettiklerini biliyoruz. Bütün bunların yanında şunu söylemek de mümkün; petrol o kadar çok spekülasyona açık ki bunların hiçbirisini analiz etmeye gerek yok.

Petrolün endüstriyel kullanımının başlamasından bu yana petrol ve doğalgaz hem ciddi birer yatırım aracı hem de makroekonomik veriler üzerinde belirleyici emtialar oldular. Bu gücün getirisi olarak da ülkelerin orta ve uzun vadeli politika ve stratejilerini etkileyen faktörlerin en önemlileri de yine bu emtialar oldu. Enerjinin olmadığı bir yerde medeni bir yaşamdan, ekonomik gelişmeden ve hatta modern anlamda ülkenin varlığından bile söz edilemezdi. Enerji konusu bu kadar ciddiyken de bunu başkasının eline ve kontrolüne bırakmak hiçbir ülkenin işine gelmedi. Öyle ki ülkelerin şahıslarla bu konuda anlaşma sağladıklarını tarih kitaplarından takip etmek çok da olağandışı değil. Hollanda Krallığı’nın Royal Dutch şirketine sağladığı imtiyazlar ya da Standard Oil’in ABD ekonomisine yaptığı etki ve hatta bu etkinin şimdiki durumu sır değil. Durum böyle olunca da sadece devletleri değil kişileri, aileleri, uluslararası kuruluşları, hükümetler üstü yapıları da bu sektörün aktörleri olarak görebilmek bize yardımcı olabilir. Bu yoğun ve iç içe geçmiş trafik karışık görünse de basit bir yapının üzerine kurulu. Biraz önce bahsetmiş olduğumuz faktörel ve varyasyonel çokluğun yanında çelişki gibi duran bu basitlik enerjinin ve temel olarak da petrolün hayati bir özelliği ile alakalı: “Dolar ile alınıp, dolar ile satılması.” Bu durum ABD’nin ekonomik üstünlüğü ile alakalı görünse de tamamiyle global finansal sistemle alakalı ve bu tüm sistem için hayati önemde. Kısaca petrol-dolar olarak adlandırılan bu konunun anlaşılması 1929 Büyük Ekonomik Bunalımı’na kadar giden makroekonomik kuralların baştan yazıldığı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra IMF’nin kurulmasıyla tamamlanan süreçte gizli. Bu süreçte oluşan global petrol endüstrisinin oluşumuyla paralellik gösteren bu finansal yapılanma İkinci Dünya Savaşı sonrası daha da belirlenen paylaşımla da birleşince ABD hegemonyası tamamlanmış oldu. Şu anda petrol endüstrisindeki egemen güçler, ilk endüstriyel kuyunun açıldığı 1859′da başlayan ve 1907′de Royal Dutch Shell’in birleşik grup olarak ortaya çıkmasıyla biten ilk dönemdekilerle neredeyse tamamen aynı. Bu süreç dışında sektöre giren belki de tek önemli aktör OPEC, ki OPEC konusu da apayrı incelenmesi gereken bir konu. Bu yapıdaki aktörlerin bu denli eski, organize ve köklü oluşu yeni aktörlere kapıyı kapatırken, eskiler için de taşınması daha zor yükler getiriyor. Marcus Samuel’in Sumatra’da, Knox D’Arcy’nin İran’da yaşadığı zorluklarla kıyaslayınca zorluk yokmuş gibi görünse de günümüz küresel piyasası o zamana göre daha kontrolsüz ve daha kestirilmez olmamasına karşın daha büyük bir çöküşe yol açabilir. Bu seviyede büyük bir sektörün son 1,5 yılda yaşadığı beklenilmez fiyat artış ve düşüşleri, peşinden gelen krizin açıklanmasında en güzel sebep olduğu tezi bu teoriyle desteklenebilir. Bazı ekonomistlere göre bu global kriz zaten bekleniyordu. Kimisine göre Enron’la başlayan teknoloji balonuydu sebep, kimine göreyse ABD’nin mortgage balonu ancak hiçbirisi petrol fiyatlarının bu krizle gösterdiği oranda büyük bir paralellik göstermiyor. Bu paralellik tam tersi bir şekilde petrol fiyatlarını sebep değil de sonuç olarak göstererek de açıklamak mümkün ancak bu durumda da düzelmenin kronolojik sırasına bakmak bize yardımcı olabilir. Ekonomik kriz hala etkisini devam ettirirken petrolün olası fiyatı olan 70 dolar seviyesine gelmiş olması, sebep-sonuç ilişkisinde hangisinin sebep hangisinin sonuç olduğunu bize gösterebilir. Petrol fiyatı sonuçsa, sebepten önce oluşması mantıksız.

Petrol sektörünün kapısını bu kısacık aralayışımızda kendi içinde iç içe geçmiş bir yapının aslında anlaşılması konusundaki zorlukların sistemin karmaşasından değil de belli başlı birkaç aktör tarafından yönlendiriliyor olmasından kaynaklandığı konusunu biraz dolaylı yollardan anlatmak istedim. Petrolün ve enerji piyasalarının spekülasyona paritelerden daha fazla açık olmasının altında da bu neden yatıyor. Biraz araştırmayla global ısınmadan, nükleer enerji konusundaki anlaşmazlıklara; Gürcistan, Kıbrıs ya da Kırım konularından “Irak İşgali”ne kadar pek çok konunun aslında doğrudan enerji sektörüyle alakalı olduğunu ve bahsi geçen muhtemel aktörler tarafından yönlendirildiğini görebilmek zor olmaz. Bunların yanında petrol başta olmak üzere enerji konusuna eğilecek herkesin tarih kitaplarını kurcalamasını da şiddetle tavsiye ederim. Göreceksiniz ki petrol ve enerji modern dünyadaki herhangi bir konunun öyle ya da böyle içerisinde ve bu gittikçe de derinleşiyor.

Serkan ŞAHİN

Petrol Mühendisi

Forex Makaleleri

23 Eylül 2009 Yazan FOREXPORTAL  
Kategori FOREX MAKALELERİ

Yorumlar Kapalı

Forex ile ilgili makaleleri yakın zamanda hizmetinizdedir.

« Önceki Yazılar